Zengin ve yakışıklı bir aristokrat olarak sizin yediğiniz sıradan yemekleri pek tercih etmiyorum.
İngiliz ve Fransız aristokratlarından eksik bi şeyim olmadığı için siz fakirlerin adını bile bilmediği yemekler yiyorum.
Önceki gün, Antik Mısır’dan Fransız aristokrasisine kadar uzanan Haute Cuisine, Fine Dining ve Royal Cuisine tarzı yemeklerden biraz uzaklaşıp, siz fakirlerin de damak zevkini denemek için tavuk sote yapmaya karar verdim.
Eve giderken de domatesimizin az kaldığını öğrendim ve en yakın Migros’a girdim.
Göz kararı domates aldım kasaya geldim.
Kasiyer arkadaşın ağzından çıkanı tam duyamadım ama “65” kısmını duydum ve 100 lira çıkarıp verdim.
Öyle yüzüme baktı ve bir daha söyledi. Bu kez “165” gibi anladım ve 100 lirayı geri alıp, 200 lira verdim.
Yine yüzüme bakınca bi terslik olduğunu anlayıp daha dikkatli dinledim.
Göz kararı aldığım domates 1.5 kilo gelmiş ve 265 liraymış.
Şaşkınlıkla ödedim.
*
Genelde toplu alışveriş yaptığım için, ürünlerin parça parça fiyatları hiç dikkatimi çekmemişti.
Tek parça domates alınca anladım ekonominin durumunu.
Ülkede fakir olmak gerçekten zor.
*
Dünyanın her yerinde ya atadan zengin olursunuz veya üreterek, ticaret yaparak zenginleşebilirsiniz.
Bu da herkese nasip olmaz.
Yani her üreten ve ticaret yapan da zengin olamaz.
Ama en çok da kim zengin olamaz derseniz, maaşlı çalışan zengin olamaz.
Eğer bir ülkede maaşlı çalışıp çok büyük gayrimenkul sahibi olursanız mutlaka bir bit yeniği vardır ve açıklanması istenir.
Ahlaki değerlerin yüksek olduğu ülkelerin vatandaşları böyle zenginleşmelerin peşini bırakmaz, hesabını sorar.
Bizim gibi dindar ama ahlaki değerlerden yoksun toplumlarda ise maaşlı çalışan birinin nasıl zenginleştiğini soranların başına olmadık işler gelir.
Hatta zengini savunmak için herkes sıraya girer, gündemi değiştirip algı operasyonu yaparlar.
*
Ülke bu halde olunca Aydın farklı olur mu?
*
Çine’ye bakalım mesela.
Çine Belediyesi’ne ait iki parça arazi 2014 yılında Aydın Büyükşehir olunca Sosyal Donatı Alanı yapılmak şartıyla Büyükşehir Belediyesi’ne ‘Bedelsiz’ olarak devredilir.
Özlem Çerçioğlu o gün CHP’li ve Ak Partili meclis üyelerine “Ben başkan olduğum sürece burası sizin” diye söz verir ve işletme yetkisini Çine Belediyesi’ne verir.
Arazi Çine Belediyesi’nden bedelsiz olarak büyükşehire geçerken, bedelsiz işletmeye izin verilmez ve aylık 10 bin lira Çine Belediyesi’nden tahsil edilir.
Çine Belediyesi de kar amacı gütmeden tesisi işletmeye başlar.
*
Bu işletme yetkisi de her yıl yenilenir ancak geçen yıl her ne hikmetse Büyükşehir Belediyesi yenileme işlemeni yapmaz.
Özlem Çerçioğlu Ak Parti’ye geçtikten sonra da Çine Belediyesi’nin bedelsiz verdiği araziye yapılan tesisin boşaltılmasını ister.
Arazi Çine’nin, Çineli’nin ama parti değişince intikam belediyeciliği ağır basar.
Çinelilere çile çektirme operasyonu başlar.
*
Yine 2014 yılında Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğunda olan bazı hizmetler de ilçe belediyelerine devredilir.
Mesela Mezarlık ve defin işlemleri.
Mesela Vektörle Mücadele yani ilaçlama hizmetleri ilçe belediyelerine devredilir.
Büyükşehir yasasından kaynaklı gelirlerinde önemli ölçüde kayba uğrayan İlçe belediyeleri çok ciddi mali bir yük oluşturan bu hizmetleri 11 yıl boyunca aksatmadan yapar.
Hazineden bu hizmetler için pay alan Büyükşehir ise sorumluluğu ilçe belediyelerine devrettiği için kulağının üstüne yatar ve o paydan bir delikli kuruş bile ilçe belediyelerine vermez.
*
Özlem Çerçioğlu’nun CHP’den seçilip, Ak Parti’ye geçmesinin ardından ilçe belediyeleri “Bu işler senin sorumluluğunda, bu güne kadar idare ettik artık asli görevlerini yap” der ve bu hizmetler büyükşehire geçer.
Mezarlık hizmetlerini hiç itiraz etmeden alan Özlem Çerçioğlu, algı operasyonuna başlar ve “Bunlar ölüye sahip çıkmaz” diye propaganda yapar.
Ancak ilaçlama hizmetlerini mahkemeye taşır.
Neden?
Çünkü insanların acıları üzerinden algı yapılabilir ama maliyeti yüksek olan ve asla kimseyi memnun edemeyeceğiniz ilaçlama hizmetleri algı yapmaya müsait değildir de ondan.
*
Algı da bir yere kadar tabi.
11 yıl boyunca ilçe belediyelerin sorumluğunda olan mezarlıklardan tek bir şikayet bile gelmezken, daha ilk bayramda vatandaş Büyükşehir’in mezarlıklara bakamadığını anlar.
Mezarlık önemli bir işmiş, öyle cenazelerde tavuk-pilav dağıtmak yetmiyormuş yani.
*
Yine dönelim 2014 yılına.
Yani Aydın’ın büyükşehir olduğu döneme.
Gelir getirecek her işi kendine, masrafı çok olan işleri de ilçe belediyelerine devretme konusunda maharetli olan büyükşehir yönetimi, Efeler Belediyesi’ne ait Turistik Park İşletmesini alır.
10 yıllık bir sözleşme yapılır.
Büyükşehir 10 yıl boyunca işlettiği Turistik Park Tesisleri için Efeler Belediyesi’ne bir delikli kuruş bile ödeme yapmaz.
Sürekli zarar etmesi de bunun mazereti olarak sunulur.
*
Gün gelir, 10 yıllık süre biter.
Kuşadası Belediyesi’ne ‘işgalci’ muamelesi yapan Büyükşehir, bir yıldan bu yana Turistik Park Tesisleri’nde işgalci olduğunu kamuoyuna hiç taşımaz, unutturmaya çalışır.
Efeler Belediyesi, “Sözleşme bitti. Kira da vermiyorsunuz hadi artık yerimizi bize geri verin” deyince algı operasyonu başlar.
*
Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin efendi adam.
Cazgırlık yapmaz, konuyu yargıya taşır.
Yargı da Efeler Belediyesi’ni haklı bulur ve büyükşehire “Boşalt” der.
Efeler Kaymakamlığı’na da yazısı yazılır.
Birkaç top çevirme olsa da Efeler Kaymakamlığı eninde sonunda yargı kararını uygulamak zorunda.
*
Yazışma, yargı falan derken Büyükşehir tarafında anında başka bir algı operasyonu başlar.
Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin tüm işletmelerinde çay 10 liraya satılırken, Turistik Park’ta 1 lira yapılır.
(Tüm işletmeler derken “Havuz kafede de çay 1 lira” diyebilirsiniz.
Evet 75 liralık yemekten yerseniz, yemek üstü ikram olması gereken bi bardak çay keyfi 1 lira.
Ama yemek yemezseniz 10 lira.)
Turistik Park Tesisleri’ni henüz boşaltmadılar ama Efeler Kaymakamlığı yargı kararını mecburen uygulayıp, boşalttırdıklarında, “Biz çayı 1 liradan satıyorduk, fakir fukara, garip guraba ucuza içsin demiştik ama CHP’li belediye 10 lira yaptı” demek için hazırlık yapılmaya başlandı.
*
Milletin meclisinde, milletin oy verip seçtiği belediye başkanlarına “Ayy sizin paranız mı yok?” diyerek dalga geçen Özlem Çerçioğlu, son 7 ayda sürekli meclisten borçlanma yetkisi isterken, 15 yılda yapmadığı hizmetleri 3 yıla sığdırmaya çalışırken bir yandan da algıyı yönetmeye çalışıyor.
Daha doğrusu Aydın’ı ‘algı’ ile yönetmeye çalışıyor.
Çine Belediyesi yani Çineliler kendilerine ait araziden kovuluyor, Efeler Belediyesi kendisine ait yeri istedi diye linç ediliyor.
Bütün algıyı da yapay zeka kullanan sözde gazeteciler yapıyor.
Hadi öptüm.
Sağdan gidin, kimseye bulaşmayın.
Zaman kötü.
GÜNÜN SÖZÜ:
“..parası olanın akrabası, ‘kaşarı’ olanın da faresi eksik olmaz..”
GÜNÜN TESPİTİ:
“..yaşarken yanınızda olmayan insanlar, öldüğünüzde kürek sırasına girerler.. zaten ya vurmasını, ya da gömmesini iyi bilirler..”
BEN:
“..iyi biri olmaktan vazgeçmedim.. ‘herkese’ iyi olmaktan vazgeçtim..”
KADINLAR&ERKEKLER:
“..‘erkek hastalıkları uzmanı’ diye doktor duydunuz mu.. duyamazsınız çünkü yok.. hasta olan hep kadınlar..”