Akkentli sözlerini şöyle tamamladı; "Devletimiz bizi ne zaman çağırırsa çağırsın, gece çağırırsa gece gideriz. Sabah çağırırsa sabah gideriz. İki elimiz kanda olsa devletimiz bizi çağırdığında biz gideriz. Bizim yasamaya da, yürütmeye de, yargıya da sonsuz güvenimiz, sonsuz sevgimiz, saygımız vardır. Bir defa bunun altını kesinlikle çizmek istiyorum. Ülkemizin içinde bulunduğu bu durumlarda, bir çok devletin kurumunun döküldüğü yerlerde Söke’de devletimiz en üst noktadır. Devletimiz çok güzel temsil edilmekte. Değerli büyüklerimiz de 'Söke için ne yapılabilirim?' çabası içerisindeler. Bizi bu şekilde siyasi baskılarla, bürokratların ve memurların üzerine koyacakları siyasi baskılarla bir yerlere getirmeleri mümkün değil. Biz hiçbir zaman bu noktada onlarla karşı karşıya gelmeyiz. Aslında bu açıklamayı yapma gereği duymak bile zuldür. Gördüğünüz gibi buradayım ama maalesef bu yapıdaki insanların yalan yanlış haberleriyle değil, kamuoyunu doğru bilgilendirmemiz gerekmektedir. Dolayısıyla, kendim yaptığım bir şikayet nedeniyle ek olarak bir ifadeye ihtiyaç duyulması münasebetiyle Söke Emniyet Müdürlüğüne davet edildim. Bu ç sabah gittim. Daha her hangi bir şey oluşmamış. Oradan da savcının yanına gittim. Sayın Başsavcım 'henüz evrak gelmedi. Gelince ifadenizi alırız' dedi. Çağırılınca gider ifademizi veririz. Gördüğümüzü anlatırız. Ne yaptığımızdan çekiniriz ne yaptığımızı inkâr ederiz ne de bulunduğumuz bu koltukları kendi kişisel hırsımız uğruna kullanırız. Bir defa bunu herkes aklına yazması gerekiyor. Biz bugüne kadar bu vatan için, bu devlet için, bu memleket için, bu halk için elimizden ne geliyorsa onu yaptık. Bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz. İftiralar, yalanlar, hakaretler, bir takım söylentiler, kumpas haberleri bizi yolumuzdan çeviremez. Ne olursa olsun, iki elimiz kanda olsa da devletimiz isteyince koşa koşa gideriz. Halkımızın yanında olmaya, halkımıza hizmet etmeye devam edeceğiz. Konu bu. Şimdi öncelikle siyaset yapıyorsak eleştiriye açık olmamız lazım. Sorgulamaya açık olmamız lazım. Vatandaşın feryadını duymamız lazım. Vatandaş bize tepki verebilir. Bu konuda alçak gönüllü olmamız lazım. Alçak gönüllü olamıyorsak, geniş olamıyorsak, gönlümüz ve kalbimiz halkın tepkisini kaldırmıyorsa bu koltuklarda oturmayacağız. Öncelikle bunun altını çizelim. Biz vatandaşlarımızdan gelen her türlü eleştiriyi başımızın üstüne koyarız. Orada hiçbir sorun yok. Ve de açık olmak zorundayız. Vay efendim bana şu bunu dedi yok efendim o bana bunu dedi. Hemen şikayet edelim. Bizim böyle bir tarzımız yok. Amma velakin eşimize, çocuklarımıza, inandığımız değerlere, hakaret yalan iftira ve kumpas yapılıyorsa, bu yalan haberleri yapanlar ilk önce hukuki olarak sonra da Allah katında bunların hesabını verecek. Bu hem hukuki bir suçtur, hem de kul hakkına girmektir. eleştiriye açık olacağız ama iftirayı kabul etmeyeceğiz. Kimse bize iftira atamaz. Kimse bize kumpas kuramaz. Çünkü biz 18 saat bu memlekete hizmet ediyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanımız Özlem Çerçioğlu’nun önderliğinde durmadan çalışıyoruz. Özlem Başkanımız 18 saat çalışıyor ve biz de uyumadan, dinlenmeden 36 saat çalışmak durumundayız. Vatandaş bizden bunu istiyor. Böylesine uyum içerisinde büyük bir aileyi yıkmak isteyen, çökertmek isteyen dahili ve harici bedbahlar olacaktır. Gençliği hitabede bunu ifade etmiş. Biz hem içerdekilerle hem dışardakilerle savaşma alt etme, onları yenme gücüne sahibiz. Çünkü bizim arkamızda halk var. Böyle kumpasçı, yalan ve iftira yazan, çoluğunu çocuğunu ilgili belediyelerde işe katıp, aynı partiden Büyükşehir Belediye Başkanına iftira atanlar amaçlarına ulaşamazlar. Bizim arkamızda halk var. Halkımızla el ele, kol kola bu hizmetleri yapıyoruz. Hiç kimse bizi yolumuzdan döndüremez. Bu haberleri çıkaranlar hakkında hem kurum olarak, hem şahsım olarak yasal süreç başlatacağız. Asılsız gözaltı kararıyla ilgili hem adli yetkililerimiz hem de emniyet yetkililerimizin suç duyurusunda bulunacağını öğrendim. Çünkü onlarda böyle bir şey yok. Unutmasınlar ki, bu haberleri tan vakti yazıp servis eden arkadaşlar, ne yaptıklarını bir daha gözden geçirsinler. Bir daha nerede hata yaptıklarına baksınlar. Ben 8 yıldır bu piyasanın içerisindeyim. Yaklaşıkta 22 yıldır da siyasetin içerisindeyim. Hangi gazetecinin, hangi köşe yazarının virgülü nereye koyduğunu, noktayı nereye koyduğunu, ünlemi nereye koyduğunu, hangi satırda ne demek istediğini az çok anlayan ve bilen bir insanım. Hangi gazetecinin, hangi haberi, hangi şartlarda yaptığını da çok iyi biliyorum. Bu haberlerin nereden yaptırıldığını da çok iyi biliyorum. Bunların hesabını sormakta halkımız adına boynumuzun borcu olsun. Hukuki zeminde bunlar bu hesapları verecekler"












Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir