?>
Aydın’a İz Bırakanlar - Karacasu’lu Yemez-zâde Süleymân RÜŞDÎ
Karacasu’lu Yemez-zâde Süleymân RÜŞDÎ; Efe, Uşşâkî Tarikatı Karacasu şeyhi, Divan Şairi.
Aydın’ımızın şirin ve eğitim seviyesi yüksek olan ilçelerimizden Karacasu’ da doğmuş ve doğduğu ilçede susuzluktan ortaya çıkan hastalıkların önüne geçebilmek düşüncesiyle yoksul halkın istifadesi için çeşme yaptırmış. İlçede bulunan hamamı tamir ettirmiş. Sadece yoksulların davet edildiği ziyafetler düzenlemiş, bir dönem de yönetime karşı gelerek silah kuşanıp efeliğe başlamış, “Mir-zâde” diye anılmış daha sonra efeliği terk ederek Nazilli’de yaşayan Uşşâkî şeyhlerinden Muhammed Zühdî’ye intisap etmiş ve Karacasu’da onun halifeliğini yürütmüştür. “Koca Rüşdî” olarak da anılan Rüşdî Efendi servetini misafirhanesi, aşevi ve sema odaları bulunan tekkenin yapımına harcamıştır. Bütün bunları yapan, Yemezzâde Süleymân Rüşdî Beyefendidir.
Elbette yaptığı bunca eser ve hizmetlerden dolayı Aydın’a İz Bırakanlar kervanına katılmıştır. Yemezzâde Süleymân Rüşdî Beyefendinin yaşam öyküsünü yazmaya karar verdiğimde çaldığım ilk kapı elbette değerli ağabeyim güzel insan Karacasu sevdalısı Hüseyin Kuruüzüm oldu. Saygı değer öğretmenim Hüseyin Kuruüzüm’ün bilgileri ve bastırmış olduğu “Yemezzâde Süleyman Rüşdî” isimli eserinden faydalanarak Yemezzâde Süleymân Rüşdî Beyefendinin yaşam öyküsünü yazmaya çalıştım.
Karacasu’da bulunan Yemez-zâde Süleymân Rüşdî Bey’in türbesi.
Yemez-zâde Süleymân Rüşdî Bey 1184/1770'te Aydın’ın Karacasu ilçesinde şimdiki Tekkeiçi Sokağı’nda Karasüleymanoğulları lakabıyla tanınan zengin bir ailede Yemez-zâde İsmail Ağa’nın oğlu olarak dünyaya gelmiştir.
“Yemez-zâde” olan lakabı Sefîne-i Evliyâ ve Osmanlı Müellifleri’nde “Semiz-zâde” olarak kaydedilmiştir. İlköğrenimini Karacasu İlmiyesi’nde tamamlayan Rüşdî, Arapça ve Farsça öğrenmiş, Mevlânâ’nın Mesnevî’sini ve Yûnus Dîvânı’nı okumuştur
Rüşdî, Karacasu’da zenginler ve nüfuz sahibi kişiler ile fakir halk arasında iş gücünün ucuza mal edilmesi ve su kullanımı gibi konularda çekişmelerin baş gösterdiği bir dönemde yaşamıştır. Meseleyi çözmeye yönelik dönemin padişahı II. Mahmûd’un Karacasu’da suyolları ile ilgili fermanları bulunmaktadır. Kendisi de zengin bir ailenin tek mirasçısı olan Rüşdî, susuzluktan ortaya çıkan hastalıkların önüne geçebilmek düşüncesiyle yoksul halkın istifadesi için çeşme yaptırmış, hamamı tamir ettirmiş, sadece yoksulların davet edildiği ziyafetler düzenlemiş, bir dönem de yönetime karşı gelerek silah kuşanıp efeliğe başlamış, “Mir-zâde” diye anılmıştır. 1801’de efeliği terk ederek Nazilli’de yaşayan Uşşâkî şeyhlerinden Muhammed Zühdî’ye intisap etmiş, burada “Rüşdî” mahlasını almış ve Karacasu’da onun halifeliğini yürütmüştür.
“Koca Rüşdî” olarak da anılan Rüşdî Efendi servetini misafirhanesi, aşevi ve sema odaları bulunan tekkenin yapımına harcamıştır. Tekkeye devam edenlere harçlık sağlamış, suyolları yaptırmıştır. Ancak dönemin çıkar sahipleri, nüfuzlarını kaybetme korkusuyla müfsit ve meczup olduğunu ileri sürerek İzmir muhassılı Lütfî Efendi vasıtasıyla Rüşdî’nin Kayseri’ye sürülmesini temin etmişlerdir. Bir müddet Kayseri’de yaşayan Rüşdî oradaki Mevlevîlerin teşvikiyle II. Mahmûd’a durumunu anlatan bir mektup yazmış, İstanbul’da huzuruna çıktıktan sonra padişahın emriyle Karacasu’ya dönmüştür. Padişahtan kendisini şikâyet edenlerin cezalandırılmamasını isteyen Rüşdî, 1250/1834’te Karacasu’da vefat etmiştir. Türbesi Karacasu’dadır. Mustafâ Nûrî ve Ali Fâizî adlarında ikiz oğulları olmuştur.
Rüşdî’nin Dîvân, Silsile-nâme-i Tarîk-i Uşşâkî ve Menâfi'u’n-Nâs adlı bilinen üç eserinin dışında 1 şiiri, 1 not defteri ve 11 risalesi vardır.
1. Dîvân: Müellif hattı nüshası ele geçmeyen eserin Ankara Millî Kütüphane 06 Mil Yz FB 332, İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi T. 2802 numaralarında kayıtlı (İstanbul Kütüphaneleri Türkçe Yazma Divanlar Kataloğu III-IV 1967: 1027) ve özel arşivde (Kuruüzüm 1991: 54) olmak üzere üç nüshası tespit edilmiş, Ankara Millî Kütüphane’de bulunan nüshası Kenan Semiz tarafından yeni harflere aktarılmıştır.
2. Silsile-nâme-i Tarîk-i Uşşâkî: Dîvân’da yer alan 69 beyitlik bu eser başlangıçtan Rüşdî’ye kadar yaşamış Uşşâkî tarikatının pirlerini tanıtmaktadır.
3. Menâfi'u’n-Nâs: Nidâî Ankaravî’nin Menâfi’u’n-Nâs adlı tıp kitabı Rüşdî tarafından istinsah edilmiştir. Rüşdî, esere ilaveler yapmış, bir şiirini ve birkaç mektup örneğini de eklemiştir. Rüşdî’nin bu esere ilgisi zamanında su sıkıntısının yol açtığı hastalıkları önlemeye dair duyarlılığının bir göstergesi olarak kabul edilebilir.
1811-1817 yılları arasında yazdığı şiirlerini Dîvân’ında toplayan Rüşdî, genel olarak açık ve anlaşılır bir dil kullanmış, yeri geldikçe Arapça ve Farsça tamlamalardan yararlanmış, edebî sanatlarla anlatımını kuvvetlendirmiştir. Her harften kafiyeli gazellere yer verdiği eserinde bazı mısralarda veznin aksadığı görülmektedir. Eserde kaside, gazel yanında terkib-i bend, tahmis, muhammes, tesdis, mesnevi, muaşşer, müseddes, rubai, kıt’a ve müfred gibi çok çeşitli nazım şekilleriyle kaleme alınmış şiirler bulunmaktadır. Bâkî, Fuzûlî gibi şairlerden etkilenmiş; çağdaşlarının yanı sıra Bâkî, Nef’î ve Cevrî’nin şiirlerini tahmis etmiştir. Şiirlerinde ağırlıklı olarak dinî ve tasavvufi konuları işlemiş; çevresindeki doğum, ölüm, düğün gibi olaylara; çeşme, han, hamam gibi yapıların inşasına; zamanın devlet adamlarının göreve atanma, azledilmelerine; Ayvalık, Sakız’ın fethi gibi önemli hadiselere tarihler düşerek dönemin sosyal ve kültürel hayatını da yansıtmıştır.
SÜLEYMAN RÜŞDî TEKKESİ KİTABESİ
KİTABE METNİ:
Makâm-ı secde-i ezkâr-ı Hakkdır bu metin olsun
Atâ-yı lutf u fazl île mekân-ı ârifîn olsun
Resûl-ullâh-ı kevneyn ki hatm’ ül mürselîn dâim
Buna imdâd-ı kudsîsi olub hısn-ı hasîn olsun
Şeb ül esnâda gayb ul gayb ricâli eyleyüb teşrif
Demâdem halka-i ezkârımızda hemnişîn olsun
Hûda dâim edüb iksâr-i ezkâr-ı senâ'sıyla
Rızâi dergeh-i yezdân-ı Rabb ül âlemin olsun
Hevâ-yı nefse masrûf olmasın âşıkların sa’yi
Ameller aşk ile bîdâr olub Hakkel yakîn olsun
Yazub defterleri harf başına bîhadd sevâbullah
Cem’i Cennet ül me'vâ’ya girsun mahremin olsun
Yemezzâde Şeyh Süleyman Rüşdî kim bu dergâhı
Rızâ’en lillâh içün yabdı makarr-ı âşıkîn olsun
BİHAMDİLİLLÂH didi Rüşdî binânın hatmine târih
Makâm-ı Hû yapıldı zümre-i UŞŞÂK emin olsun 1222 H
Yâ Hazreti Şeyh Muhammed Zühdî en nâbi
Yâ Hazreti Hüsameddin Uşşâkî
BUGÜNKÜ TÜRÇEYLE:
(Bu mekân) Allah'a zikredilen bir secde makamıdır. Sağlam olsun
Faziletli lütufların bahşedildiği ârifler makamı olsun.
Hazreti Muhammet her iki âlemde de peygamberlerin sonuncusudur
(Onun)kutsal yardımlarıyla (burası) sağlam bir kale gibi olsun.
Gecelerde gayb ul gayb ricâli zikir halkamızı şereflendirsin
Her zaman bizimle zikir halkamızda beraber olsun
Allah, övgü zikirlerini durmadan çoğaltarak
Âlemlerin Rabbı'nın rızasını (?)sağlayan dergâh olsun.
Âşıkların emekleri nefse uyarak zayi olmasın
Bütün davranışlar aşk ile uyansın Hakk el yakîn olsun
Allah harf başına defterlere hadsiz sevaplar yazsın
Hepsi Cennet ül Mevâ'ya girsin, orada olanlardan olsun
Yemezzâde bu dergâhı Allah rızası için
Âşıkların toplandığı yer olsun diye yaptı.
Rüşdî, binanın bitimi için BİHAMDÎLÎLLAH dedi.
Hû makamı yapıldı Uşşakîler emin olsun. 1807
BULUNDUĞU YER VE ÖZELLİKLERİ:
Kitabe, Süleyman Rüşdî türbesinin içerisinde birbirini tamamlayan iki parça şeklinde korunmaktadır. Karacasu’nun en zarif taş işçiliği olan kitabelerinden biridir. Gerçek yeri ise eskiden aynı mahalde bulunan Süleyman Rüşdî Tekkesi'nin giriş kapısı üzerindeydi. Tekke zamanla yıkılınca çok önemli olan bu kitabe türbe içinde bugüne kadar korunabilmiştir. Ancak imar Komisyonu Raporu’nda tekkenin üç kitabesinden söz edilmektedir.
YORUM:
Yemezzâde Süleyman Rüşdî, tekkesini inşa edip sona gelince bu edep okulunun giriş kapısı üzerine bir mermer kitabe koymuştur.
Bu kitabede tekkenin açılış amaçları belirtilir. Niyetler yazıya geçirilir.
Tekke bir makam olarak yüceltilir. Bu makamda Allah ismi zikredilecektir. Buraya gelenler, Allah’ı yücelttikleri, onun feyizlerinden nasiplendikleri gecelerde oluşturdukları tören ortamına gayb ül gayb ricâlinin de gelmesi isteyeceklerdir. Gayb ül gayb ricâli denilen kişiler halkımızın üçler, yediler, kırklar dediği Allah’ın sevgili kullarıdır. Bu mübarek zatlar her devirde vardır ve insanları Allah'ın emirlerine göre idare etmeye çalışırlar. Ancak bunların kim olduklarını kimse bilemez. İşte bu uhrevî ortamda ârif olmuş, zarif insanlar düşünülür.
Âşıklar nefislerine uyup da emeklerini zayi etmesinler tam da tersini yaparak nefislerinden soyunsunlar, çok çalışsınlar, çok sabretsinler, sırlar âlemini öğrenerek hakkel yakîn yani her şeyi öğrenip Allah’ın istediği ahlakla ahlaklansınlar istenir. Bütün bu çilelerin sonunda her emeğin her zerresi için Allah sınırsız sevaplar yazacaktır diye umut edilir. Hep beraber Cennetü’l Me’vâ'da olmak istenir ve bu tekke Allah'ın rızasını kazanmak için toplanan âşıkların yeri olsun diye yapıldı, denir. Kitabe, Karacasu’daki kitabe geleneğinin ne kadar güçlü sürüp geldiğini göstermesi bakımından çok ilginçtir. Bir ibadet yeri inşa edilmiş ve gelecek kuşaklara bir kitabe ile seslenilmiştir. Bina, bir bina olmaktan bu sayede çıkmış, orada Allah aşkını pekiştirmek, ölmeden önce ölmek için toplanan insanların (O yılları, mekânı ve yaşam öyküsünü öğrenmek için Yemezzâde Süleyman Rüşdî isimli eserimizi okuyabilirsiniz.) amaçlarıyla, yaşayışlarıyla, istekleriyle neler özledikleri bugünün insanlarına aktarılmıştır. Öyle ki bu kitabe 210 senedir bu mekânın yaşadıklarının bir jeneriği gibi orada, türbenin içinde durmaktadır. Hamam, tekke, çeşme, tekke dükkânları ile geçmişte bir külliye gibi duran bu yapılar topluluğundan bugün sadece hamam ve tekke çeşmesi kalmıştır. Arûz kalıplıdır. “Olsun” kelimeleriyle redifli, -în sesleriyle tam uyaklıdır. 8 beyittir.
Yaptığı bunca eser ve hizmetlerden dolayı Aydın’a İz Bırakanlar kervanına katılmış olan Yemezzâde Süleymân Rüşdî Beyefendiye Allahtan rahmet dilerim, ruhu şâd, mekânı cennet olsun. Ayrıca Karacasu’ ya değer katmış kişilerin hayatlarını, eserlerini ve Karacasu’da bulunan tarihi eserlerin kitabelerini Türkçeleştirerek kitap haline getiren saygıdeğer ağabeyim, ustad Hüseyin Kuruüzüm’e teşekkürü bir borç bilir saygılarımı sunar, sağlıklı mutlu günler dilerim.
Haftaya başka bir Aydın’a İz Bırakanlar kervanına katılan şahsın yaşam öyküsünde buluşmak üzere, saygılarımı sunarım.
Aydınlı Aydınlık günlere olan inancımla…
YAZARIN DİĞER YAZILARI