?>

Siyaseti Yenilemek

Kemal Güneri

4 saat önce

Türkiye’de artık yeni bir partinin kurulması tek başına heyecan uyandırmıyor. Çünkü bu toplum, değişim iddiasıyla yola çıkıp zamanla eski alışkanlıklarına teslim olan pek çok siyasi harekete tanıklık etti. İsimler değişti, logolar yenilendi, kadrolar farklılaştı. Ama çoğu zaman değişmeyen şey, siyasetin dili, karar alma biçimi ve örgüt kültürü oldu.

Bu yüzden bugün insanların beklentisi yeni bir tabela görmek değil, yeni bir siyaset görmektir.

Asıl soru artık “Kim geliyor?” değil, “Nasıl bir siyaset geliyor?” sorusudur.

Çünkü demokrasi yalnızca seçim günü sandığa gitmek değildir.

Demokrasi, kararların nasıl alındığıdır. Bir siyasi partinin kendi üyelerine tanıdığı söz hakkı, yarın ülkeye vaat ettiği demokrasi anlayışının da ilk göstergesidir. Parti içinde yaşanmayan demokrasi, ülke yönetiminde de inandırıcılığını zamanla kaybeder.

Belki de Türkiye’nin bugün en büyük ihtiyacı tam da budur.

Vatandaş adına konuşan değil, vatandaşla birlikte karar alan bir siyaset…

Talimatla değil, katılımla güçlenen bir örgüt…

Lider merkezli değil, ilke merkezli bir siyasal kültür…

İşte bu nedenle Yeni Parti’nin kuruluşunu yalnızca yeni bir siyasi organizasyon olarak değerlendirmek eksik olur. Asıl dikkat çekici olan, kuruluş programı ve tüzüğünde ortaya konulan siyaset anlayışıdır. Bu metinler; parti içi demokrasiyi, önseçimi, şeffaflığı, liyakati ve aktif yurttaşlığı birbirinden bağımsız vaatler olarak değil, aynı demokratik anlayışın birbirini tamamlayan unsurları olarak ele alıyor. Bu yönüyle yalnızca seçim kazanmayı değil, siyaset yapma biçimini değiştirmeyi hedefleyen kurumsal bir iddia ortaya koyuyor.

Elbette hiçbir program tek başına bir ülkeyi değiştirmez. Hiçbir tüzük de kendiliğinden demokratik bir kültür oluşturmaz. Siyasetin gerçek sınavı, yazılan ilkelerin günlük hayatın doğal parçası hâline gelip gelemeyeceğidir.

Çünkü güven, vaatlerle değil; tutarlılıkla inşa edilir.

Tam da bu noktada Yeni Parti’yi benzerlerinden ayırabilecek esas unsur ortaya çıkıyor. Eğer kuruluş metinlerinde yer alan ilkeler, aday belirleme süreçlerinden örgüt işleyişine kadar her aşamada aynı kararlılıkla uygulanabilirse, Türkiye uzun yıllardır özlemini duyduğu demokratik güven ortamını yeniden inşa etme fırsatı yakalayabilir.

Bugün milyonlarca insanın Yeni Parti’ye umutla bakmasının nedeni de yalnızca yeni bir partinin kurulmuş olması değildir. Bu umudun kaynağı, yıllardır toplumda büyüyen değişim talebinin, Özgür Özel’in liderliğinde somut bir siyasal yön ve kurumsal bir çerçeve kazanmış olmasıdır. Çünkü bazı dönemlerde liderler yalnızca bir siyasi partiyi yönetmez; toplumun değişim iradesine yön veren isimlere dönüşürler. Bugün Özgür Özel’in temsil ettiği siyasal çizgi de milyonlar için tam olarak böyle bir anlam taşımaktadır. Ancak bu umudun kalıcı olmasının tek yolu, liderliğin ortaya koyduğu değişim iradesinin güçlü kurumlarla, demokratik kurallarla ve katılımcı bir örgüt kültürüyle desteklenmesidir. Liderler yollar açabilir; o yolları kalıcı hâle getiren ise kurumlardır.

Türkiye’nin ihtiyacı da tam olarak budur.

Daha sert bir siyaset dili değil…

Daha güçlü bir demokratik zemin.

Daha büyük genel merkezler değil…

Daha güçlü örgütler.

Daha fazla slogan değil…

Daha fazla güven.

Çünkü bir partiyi gerçekten yeni yapan şey kuruluş tarihi değildir.

Logosu değildir.

Lider kadrosu da değildir.

Bir partiyi yeni yapan; kendi üyelerinin iradesine güvenmesi, bu güveni kurallarla güvence altına alması ve iktidara gelmeden önce kendi içinde kurduğu demokratik kültürü, iktidara geldiğinde ülkenin yönetimine taşıyabilmesidir.

Ve eğer Türkiye bunu başarabilirse, kazanan yalnızca Yeni Parti olmayacaktır.

Kazanan, siyasete yeniden inanmayı seçen milyonlar olacaktır. Çünkü bazen bir ülkenin kaderini değiştiren şey, yeni kurulan bir parti değildir. Siyaseti yeniden milletin sözüne emanet edebilme cesaretidir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI