Karahan yaptığı açıklamada, bir vatandaşın soyadının “Erdoğan” olmasının, vefat haberinde bu soyadının kullanılmasını suç haline getiremeyeceğini savundu.
“GAZETECİLİĞİN DOĞAL BİR PARÇASIDIR”
Gazetecinin görevinin haber yapmak ve kamuoyunun dikkatini gelişmelere çekmek olduğunu ifade eden Karahan, haber başlığı atmanın da mesleğin doğal bir parçası olduğuna dikkat çekti.
Karahan, “Bir vatandaşımızın soyadı Erdoğan ise, onun vefat haberinin ‘Erdoğan vefat etti’ şeklinde başlıklandırılması nasıl olur da tek başına bir gazetecinin özgürlüğünden mahrum bırakılmasına gerekçe yapılabilir? Erdoğan bu ülkede milyonlarca insanın kullanabileceği bir soyaddır” ifadelerini kullandı.
“İSİMLER VE SOYİSİMLER ŞAHISLARIN TAPULU MALI DEĞİLDİR”
Konuyu örneklerle değerlendiren Karahan, Recep, Tayyip, Emine, Bilal ve Sümeyye gibi isimlerin Türkiye’de çok sayıda vatandaş tarafından kullanıldığını hatırlatarak şöyle devam etti:
“Bir gün ‘Recep vefat etti’ diye haber yapan gazeteciyi de mi tutuklayacağız? ‘Emine hastaneye kaldırıldı’ diye haber yapan gazeteciyi de mi suçlayacağız? ‘Bilal açıklama yaptı’ diye başlık atan gazeteciyi de mi sorguya çekeceğiz? İsimler ve soyisimler şahısların tapulu malı değildir.”
Cumhurbaşkanlığı makamının önemine de vurgu yapan Karahan, bir makamda bulunmanın toplumda kullanılan bir isim veya soyadını yalnızca o kişiye ait hale getirmeyeceğini söyledi.
“MESELE ARTIK YALNIZCA İREM DELİCE’NİN MESELESİ DEĞİLDİR”
Gazetecilerin kullandıkları başlıklar nedeniyle özgürlüklerinden mahrum bırakılmasının basın özgürlüğü açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini savunan Karahan, “Eğer bir gazeteci, haberinin başlığında kullandığı sıradan bir isim veya soyisim nedeniyle tutuklanabiliyorsa mesele artık yalnızca İrem Delice’nin meselesi değildir. Mesele, Türkiye’de gazetecilik yapılabilecek mi, yapılamayacak mı meselesidir” dedi.
Karahan, gazetecilerin haber yaparken hukuki yaptırım endişesi yaşamaya başlamasının toplumda bir “korku iklimi” oluşturacağını belirterek, “Bugün bir gazetecinin başlığına müdahale edilir, yarın haberine, öbür gün yorumuna. Sonra gazeteci konuşurken ‘Acaba bunu yazarsam başıma ne gelir?’ diye düşünmeye başlar” ifadelerine yer verdi.
“TUTUKLAMA CEZALANDIRMA YÖNTEMİ DEĞİLDİR”
Devletin ve Cumhurbaşkanlığı makamının güçlü olduğunu dile getiren Karahan, “Güçlü olanın bir gazetecinin attığı başlıktan korkmasına gerek yoktur” değerlendirmesinde bulundu.
Ortada bir suç bulunması halinde hukukun işletilmesi gerektiğini kaydeden Karahan, tutuklamanın ise istisnai bir koruma tedbiri olduğunu belirterek, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle kişilerin özgürlüğünün kısıtlanmasının normalleştirilmemesi gerektiğini savundu.
“ADALET HERKESE LAZIMDIR”
Hukukun kişilere göre değil, ilkelere göre uygulanması gerektiğini ifade eden Fatih Karahan, adaletin toplumun bütün kesimleri için gerekli olduğunun altını çizdi.
Karahan, “Adalet sadece iktidardakine değil, muhalefettekine de lazımdır. Gazeteciye, esnafa, işçiye, çiftçiye lazımdır. Cumhurbaşkanına da sıradan vatandaşa da lazımdır” dedi.
Açıklamasının sonunda İrem Delice ile ilgili sürecin bütün yönleriyle şeffaf ve adil biçimde değerlendirilmesi çağrısında bulunan Karahan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Gazetecilik suç değildir. Eleştiri suç değildir. Haber yapmak suç değildir. Bir vatandaşın soyadını haber başlığında kullanmak suç haline getirilmemelidir. Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla korku değil; daha fazla adalet, daha fazla özgürlük ve daha güçlü hukuk devletidir. Çünkü mesele yalnızca bir gazeteci değildir. Mesele, yarın hepimizin özgürce konuşup konuşamayacağıdır. Adalet herkese lazımdır.”