USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000
Köşe Yazısı

GAZETECİ YERDE YATARKEN, BAŞKANLAR KOLTUK İŞGAL EDEMEZ

GAZETECİ YERDE YATARKEN, BAŞKANLAR KOLTUK İŞGAL EDEMEZ

GAZETECİ YERDE YATARKEN, BAŞKANLAR KOLTUK İŞGAL EDEMEZ
03-09-2026 11:46
AYDIN

Aydın’ın hatta Türkiye’nin gündeminde yer alan olayı hepiniz hatırlıyorsunuz.

Yalan olmayan bir haberin sadece başlığı nedeniyle bir gazeteci tutuklandı.

Tutuklanan arkadaşımız İrem Delice’nin adli sicil kaydı tertemiz.

Adliyeye veya karakola sadece haber takip etmek için gitmiş gencecik bir arkadaşımız.

*

Gazeteci İrem Delice tam beş gündür cezaevinde.

Silah yok.

Şiddet yok.

Kaçma yok.

Bir örgüt faaliyeti yok.

Ortada bir haber var.

Bir de o habere atılan başlık.

Ve bugün genç bir gazeteci, o başlık nedeniyle özgürlüğünden mahrum.

*

Daha vahimi ise cezaevinden gelen bilgiler.

Aktarılan bilgilere göre İrem Delice’nin kaldığı, 15 kişilik kapasiteye sahip koğuşta 34 kişi bulunuyor.

Yatak sayısı yetersiz olduğu için yerde yatmak zorunda kalan insanlar var.

İrem de onlardan biri.

*

Şimdi mesele yalnızca İrem Delice meselesi olmaktan çıkıyor.

Asıl soruyu sormamız gerekiyor:

Bu ülkede neden cezaevleri bu kadar dolu?

*

Bir ülkede 15 kişinin kalması gereken yerde 34 insan kalıyorsa, yatakta değil yerde yatmaya mahkum ediliyorsa insanlar varsa bunun adına yalnızca ‘kapasite sorunu’ denilemez.

Bu, sosyolojik bir meseledir.

Adalet sisteminden ceza politikasına, toplumsal gerilimden ekonomik çöküşe, uyuşturucudan şiddete, eğitimden aile yapısına kadar geniş bir alanda devletin kendisine sorması gereken sorular vardır.

Cezaevleri neden doluyor?

Neden toplumun bu kadar büyük bir bölümü bir şekilde soruşturma, kovuşturma, gözaltı, tutuklama veya ceza mekanizmasıyla karşı karşıya kalıyor?

23 yıldır ülkeyi yöneten siyasi iktidar adaletsizliğin de sorumluluğunu almak zorundadır.

Bir ülkede çeyrek asra yaklaşan süre boyunca iktidardaysanız, artık ortaya çıkan tablonun sorumluluğunu geçmişe de havale edemezsiniz.

23 yıldır yasaları siz çıkarıyorsunuz.

23 yıldır ceza politikalarını siz belirliyorsunuz.

23 yıldır Adalet Bakanlığı sizin yönetiminizde.

23 yıldır cezaevleri sizin döneminizde yapılıyor, büyütülüyor, yenileri açılıyor.

O halde soruyorum:

“23 yıllık icraatın sonunda ortaya çıkan tablo, daha fazla okuldan önce daha fazla cezaevi konuştuğumuz bir Türkiye mi olmalıydı?”

*

Gazeteciyi tutuklamak en kolayı.

İrem Delice bir muhabir.

Bir haberin hazırlanmasından yayınlanmasına kadar geçen süreçte editörü vardır, yazı işleri vardır, yayın yönetimi vardır, imtiyaz sahibi vardır.

Fakat bugün cezaevinde olan isim muhabir İrem Delice.

Türkiye’de sosyal medyada her gün insanları hedef gösteren, hakaret eden, doğruluğu tartışmalı bilgileri gerçekmiş gibi servis eden binlerce hesap cirit atarken bir gazetecinin haber başlığı nedeniyle tutuklu yargılanması vicdanlarda ciddi bir soru işareti yaratıyor.

*

Tutuklama bir cezalandırma yöntemi olmamalıdır.

Tutuklama, yargılama sonunda verilecek cezanın peşinen infazı olmamalıdır.

Hele ki söz konusu olan bir gazetecilik faaliyeti ise özgürlüğü kısıtlayan tedbirlerin son derece ölçülü değerlendirilmesi gerekir.

Çünkü gazeteciyi cezaevine göndermek yalnızca bir kişiyi susturmaz.

Haber merkezlerine mesaj verir.

Muhabire mesaj verir.

Editöre mesaj verir.

“Bir başlık atarken iki kere değil, on kere düşün” mesajı verir.

Bu ülkede basında sansürün kaldırılışının kutlanması da komik olur.

*

Meselenin bir başka ironik tarafı daha var.

Türkiye’de internet gazeteciliğinin ekonomik modeli giderek trafik, erişim ve okunma rakamları üzerinden şekilleniyor.

Basın kuruluşlarına ‘Okunacaksınız, trafik üreteceksiniz, ziyaretçi getireceksiniz’ diye bir sistem kurarsanız, dijital gazeteciliğin başlık dilinin de giderek daha dikkat çekici hale geleceğini görmek zorundasınız.

Tıklanmayı gazeteciliğin ekonomik kriterlerinden biri haline getirip ardından tıklanma kaygısıyla atılmış bir başlığı ceza hukukunun konusu yapmak büyük bir çelişkidir.

*

Yanlış bir başlık varsa eleştirilir.

Etik ihlal varsa meslek örgütleri tartışır.

Kişilik hakkı ihlali varsa hukuk yolları açıktır.

Ama her tartışmalı gazetecilik faaliyetinin son durağı cezaevi olursa bunun adı demokratik toplum düzeni olmaz.

*

İrem, cezaevinde yerde yatıyor.

Konuştuğum arkadaşlardan edindiğim bilgilere göre kimseyi görmek istemiyor.

Psikolojik olarak çökmüş.

*

Şimdi herkes vicdanına “Bir haber başlığının karşılığı gerçekten cezaevi midir?”

sorusunu sorsun.

Devleti yönetenler de kendilerine “23 yılın sonunda neden cezaevlerimiz dolup taşıyor?” sorusunu sorsun.

*

Aydın’da ilçeleri dahil etmezsek iki tane meslek örgütü var.

Aydın Gazeteciler Cemiyeti ve Aydın Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti.

*

İrem tutuklandıktan 6 saat kadar sonra Aydın Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti çok da suya sabuna dokunmayan bir açıklama yaptı.

*

Aydın Gazeteciler Cemiyeti ise konuyu görmezden geldi.

Nedenini merak ettim.

İrem Delice üyeleri değilmiş.

Üyeleri olmadığı için açıklama yapmamışlar.

*

İrem Delice’nin tutuklanıp, yerde yatmak zorunda kalmasından ağır olan şey, sorumluluk alması gereken cemiyet başkanlarının “Ayranım dökülmesin” kafasında bu durumu olağanlaştırmasıdır.

Asıl tehlike budur.

Alışmak.

Kanıksamak.

Normalleştirmek.

*

Sevgili cemiyet başkanları bugün işgal ettiğiniz koltuklar babanızın malı değil.

Meslektaşlarınızın size güvenip, emanet ettiği koltuklarınızda rahat oturamazsınız.

İrem’in olayı Emin Aydın’ı sevip sevmemenizle, İrem’in üyeniz olup olmamasıyla alakalı olmamalıdır.

İrem, mesleğin sarı öküzüdür.

Sıra size geldiğinde anlarsınız.

 

GÜNÜN SÖZÜ:

“..gereğini yapabilmeye yüreğin yoksa, dile getirmeye de tenezzülün olmamalı..”

 

GÜNÜN TESPİTİ:

“..söz gümüş, sükut altınsa ‘hak edene’ sövmek pırlantadır..”

 

BEN:

“..saygıda kusur ettiysem vardır bi bildiğim..”

 

KADINLAR&ERKEKLER:

“..kadınlar 500 parça kıyafete bakıp ‘giyecek hiçbir şeyim yok’ derken, erkekler 2 pantolon 3 tişörtle hayat boyu kombin sorunu yaşamaz..”

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
ÇOK OKUNANLAR
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
ANKET TÜMÜ
ARŞİV ARAMA
E-GAZETE TÜMÜ
PUAN DURUMU TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ TÜMÜ