Geçen yazımda “Hikmet Saatçı bunları yapmadığı için mi suçluydu?” diye sormuştum.
Bu kez biraz geriye giderek, yaşadığım küçük bir hikayeyle başlamak istiyorum.
Henüz 21-22 yaşlarındaydım. CHP Nazilli Gençlik Kolu Başkanıydım. Gençliğin verdiği heyecanla koşturuyor, etkinlikler düzenliyor, çalışmalar yapıyor ve partimizin iktidarı için elimizden geleni yapıyorduk.
Yine böyle bir etkinliğimizde Nazilli İlçe Örgütümüzün yemeği vardı. Bizler de bu yemek için bir havai fişek gösterisi planlamıştık.
Tam o sırada dönemin önemli parti yöneticilerinden parti büyüğümüz Bülent Tezcan etkinlik alanına geldi. Tesadüf bu ya, havai fişeklerin patlatıldığı an onun alana girişine denk geldi.
Bizim açımızdan mesele bundan ibaretti. Bülent Başkanı da yakından tanıyanlar çok iyi bilir bu gibi konulara hiçbir zaman müdahil olmamıştır.
Fakat iki gün sonra telefonum çaldı.
Arayan, Mutlak Butlan CHP’li Metin Lütfi Baydar’dı.
Düşünebiliyor musunuz?
Karşınızda 21-22 yaşında bir gençlik kolu başkanı var. Konuşulan mesele ise bir havai fişeğin kimin geldiği sırada patladığı…
Konuşmanın tonu da genç bir siyasetçiye yol göstermekten ziyade, “Ben geldiğimde neden patlatılmadı da Bülent Tezcan geldiğinde patlatıldı?” anlamına gelecek ölçüde sert ve tehditkardı.
Aradan yıllar geçti.
O telefon konuşmasının ayrıntılarından çok, bende bıraktığı duyguyu hatırlıyorum.
Çünkü o gün aslında yalnızca bir havai fişeği konuşmuyorduk.
Bir siyaset anlayışını konuşuyorduk.
Oscar Wilde’ın sevdiğim öykülerinden biri Harika Fişek’tir. Öykünün kahramanı, kendisini herkesten önemli gören, çevresinde olup biten her şeyin kendi şerefine gerçekleştiğine inanan bir havai fişektir. Öylesine kendisiyle meşguldür ki dünyanın kendi etrafında dönmediğini bir türlü fark edemez.
Yıllar geçtikçe bu öyküyü siyasette daha iyi anladım.
Çünkü siyasette de bazen havai fişekler vardır.
Gürültüleri büyüktür. Bir anda bütün gözleri üzerlerine çevirmek isterler. Gökyüzünün tamamını kendilerinin aydınlattığını düşünürler. Oysa havai fişeğin tabiatı bellidir.
Bir an parlar, büyük bir gürültü çıkarır ve ardından geriye karanlık kalır.
İşin ilginç yanı, havai fişeklerin siyasetimizde başka bir hikayesi daha var.
En az jelibon kadar magazinsel.
2004 yılı.
Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne gireceği havasının estirildiği günlerde dönemin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Ankara’da gündüz vakti havai fişek patlatmıştı.
Gündüz vakti havai fişek…
Ne ışığı görünür ne gökyüzünü aydınlatır.
Ama gürültüsü Ankara’yı inletmiş.
Belki de Türkiye’de siyasetin bir dönemini bundan daha iyi anlatan bir görüntü bulmak zordur.
İçeriğinden çok gösterisiyle var olmaya çalışan, sonucu değil yarattığı gürültüyü önemseyen bir siyaset anlayışı.
Palavrası bol, gürültüsü çok.
20’li yaşlarındaki bir gençlik kolu başkanını bir havai fişek üzerinden azarlamaya çalışan Metin Lütfi Baydar, yıllar son başka bir havai fişek meraklısı Melih Gökçek’in aynı kelimelerle Yeni Parti’ye ettikleri hakarette buluştular.
Tıpkı mutlak butlanın trolleriyle malum trolcüklerin buluştukları gibi.
Havai fişek de sonunda kendi gökyüzünü buluyor.
Ama Türkiye’nin bugün ihtiyacı daha fazla gürültüye, daha fazla gösteriye, trol ittifaklarına değil.
Yeni Parti, Özgür Özel liderliğinde tam da bu nedenle başka bir siyaset iddiasıyla yola çıktı.
Genç, dinamik, kişisel hırs ve geçmiş hesaplar içinde sıkışıp intikam duygusu ile hareket etmeyen “YENİ” kadrolar.
“Ülkenin içine sürüklendiği karanlığa karşı kalıcı bir aydınlık üretme iddiasıyla…”
Şimdi önümüzde kongreler var.
Butlancıların Aydın da bazı Yeni Parti adayları ile temasta oldukları ilk başlarda kulaktan kulağa gezen bir söylentiydi.
Ancak verilen fotoğraflar bu sözcüklerin sadece kulaktan kulağa gezen bir söylenti olmadığını gösterir nitelikte.
Mutlak butlan trolleri ve malum trolcükler şimdiden havai fişeklerini hazırlamış görünüyor. Gürültü çıkaracaklar, dedikodu üretecekler, Yeni Parti’nin değerlerine saldıracaklar,partileri birbirine düşürmeye çalışacaklar.
Görünen adaylar genç ve yeni isimlerin karşısında CHP’den kalan intikam duyguları ile hareket ediyorlar.
Çünkü Yeni Parti’nin hem yerelde hem Türkiye genelinde büyüyen iktidar yürüyüşünü görüyorlar.
Bu yürüyüşe engel olamayacaklar!