USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000
Gündem

Hatay ile aynı kaderi yaşamayalım

Hatay ile aynı kaderi yaşamayalım

Hatay ile aynı kaderi yaşamayalım
23-02-2023 14:30
Jeoloji Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Hasan Kuru, Hatay’la Aydın’ın benzer zemin koşullarına sahip olduğuna dikkati çekerek, “Aydın’ımız Hatay’la aynı kaderi yaşamasın. Kentimizi afetlere dirençli hale getirmeliyiz” uyarısında bulundu. Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Aydın İl Temsilcisi Hasan Kuru, Kahramanmaraş merkezli 10 ili etkileyen depremlerin ardından Aydın’ın afetlere dirençli hale getirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Aydın’ın Hatay’la benzer zemin koşullarına sahip olduğunun altını çizen Kuru, “Hatay’la aynı kaderi yaşamayalım” uyarısında bulundu. 6 Şubat Pazartesi günü Türkiye saati ile 04.17'de ve ardından 13.24'te merkez üssü Kahramanmaraş'ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan 7,7 ve 7,6 büyüklüğünde iki farklı deprem meydana geldiğini anımsatan Kuru, “İlk deprem yerin 8,6 kilometre ikinci deprem ise 7 kilometre derinliğinde meydana gelmiştir. Bu nedenle her iki deprem de ‘sığ deprem’ olarak değerlendirilir ve bu tür depremler yüzeye yakın olduğundan yarattıkları hasar göreceli olarak daha yüksektir. 20 Şubat tarihi itibariyle 10 ilde binaların 118 bini yıkık, acil yıkılacak ya da ağır hasarlı durumda olduğu tespit edilmiş, 41 bin 156 vatandaşımız ölmüş ve 108 bin 68 vatandaşımız yaralanmıştır. 20 Şubat akşam geç saatlerde Hatay da 6,4 ve 5,8 şiddetinde artçı Depremler meydana gelmiştir. Depremde yıkılan binalar olduğu belirtilmiş, binalarda vefat eden vatandaşlar olduğu belirtilmiştir. Depremlerde vefat eden vatandaşlarımıza Allahtan rahmet yaralı vatandaşlarımıza şifa ve geride kalan vatandaşlarımıza sabırlar diliyoruz. Milletimizin başı sağ olsun” ifadelerini kullandı. “BİRÇOK UYGULAMA EKSİK VEYA YANLIŞ” Kahramanmaraş depreminin, cumhuriyet tarihinin en büyük depremi olan 8 büyüklüğündeki 1939 Erzincan Depremi’nden biraz daha küçük olduğunu bildiren Kuru, şöyle devam etti: “Maraş depremlerinde art arda iki büyük sarsıntı meydana gelmiştir. 75 saniye kadar süren birinci depremde hasar gören binaların, 25 saniye kadar süren ikinci depremde yıkılmaları ya da hasarlarının artması, çok katlı, bina yönetmeliklerine aykırılıklar taşıyan yapıları etkilemesi ve zayıf zeminin de etkisi ile ağır bir yıkıma neden olmuştur. Yaşamış olduğumuz doğa olayları Afete hatta felakete dönüşmüştür. Yaşadığımız bu Depremlerde, 1999 depremi üzerinden geçen 24 yıla rağmen afetlerle mücadele konusunda hemen hemen hiçbir şeyin yapılmadığını acı bir tecrübeyle gördük. Bu depremler aynı zamanda birçok uygulamanın eksik veya yanlış olduğunu, yasa, yönetmelik ve benzerinden bazılarının uygulanabilir olmadığını bizlere göstermiştir.” “YERBİLİMLERİ OLMADAN DOĞRU DENETİM OLMAZ” 2001 yılında Jeoloji Mühendisleri Odası Genel Merkezi’nin Danıştay’a açtığı dava sonucu zemin etütleri jeoloji mühendisleri ( yerbilimi ) tarafından yapılmaya başlandığını aktaran Kuru, “Depremlerin, sıvılaşmanın, heyelanların vb. jeolojik bir olay olduğunu bildiğimiz halde, yapılan binaların denetlendiği yapı denetim mekanizmasında ve yapı denetim uygulama yönetmeliğinde jeoloji mühendisliği disiplini yoktur. Ülkemizdeki ve ilimizdeki birçok belediyede de zemin -bina ilişkisinin kontrolünü sağlayan jeoloji mühendislerimiz yoktur. 1999 sonrası kurulan denetleme sisteminde sadece yapı bilimini oluşturan meslek disiplinleri vardır. Yaşadığımız depremler ve doğal afetler de göstermiştir ki yerbilimlerinin olmadığı hiçbir denetim doğru ve yeterli değildir, yeterli olmayacaktır” değerlendirmesinde bulundu. İMAR BARIŞI MESELESİNE DİKKATİ ÇEKTİ Aydın’ın diri fay hatları üzerinde olduğunu, birçok yerleşim yerinin deprem etkisini artıran yeraltı suyu seviyesi yüksek, alüvyon zeminlerde kurulduğunu anlatan Kuru, “İmar barışından yararlanan binaların çokluğu, yapı stokumuzu özellikle statik açıdan daha riskli hale getirmiştir. Birçoğunda zemin etüdü yapılmayan bu binaların tamamına yakını riskli konumdadır. Afetlerle mücadele için kapsayıcı ve bütüncül planlama çalışmaları birçok yerleşim yerinde yapılmamıştır. Acilen bu planların zemin durumları da gözetilerek yapılması gereklidir. Fay yasası çıkarılmalı, afetlerle mücadele için hukuk çerçevesinde, etkin ve uygulanabilir yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Denetleme sistemi yer bilimi ve yapı biliminin birlikte uygulanabileceği bir yapı denetimi şeklinde düzenlenmelidir. Belediye ve yapı denetimlerde Jeoloji Mühendisleri görev yapmalıdır. Kentlerimizde afet ve deprem master planları yapılmalı, eksik olanlar varsa tamamlanmalıdır. Jeoloji ve zemin açısından uygun yapılaşma alanları oluşturulmalı, imar çalışmasına hazır hale getirilmelidir. Kentimiz bünyesinde deprem ve afet master planları yapılarak uygulama sahası bulmalıdır. Mikro bölgeleme çalışmaları ile jeolojik zemin etütleri yapılarak imar planlamaları yer bilimine uygun hale getirilmelidir. Kent genelinde aktif-diri fay hatları çalışılarak imar planlarına işlenmelidir. Aktif fay hatları üzerinde olan yerleşim alanları, afet duyarlı riskli alanlardaki yapılaşmalar, ekonomik fon oluşturularak planlama dâhilinde kısa, orta ve uzun vadece uygun alanlara taşınmalıdır. Kamu yönetimi, yerel yönetim ve halkımız afet bilinci, afet yönetimi, risk yönetimi ve afet öncesi ve sonrası için eğitilmelidir” diye konuştu. “HATA YAPMA ŞANSIMIZ YOK” Aydın’ın depremde büyük yıkım yaşanan Hatay’la benzer zemin koşullarına sahip olduğunun altını çizen Kuru, “Aydın kentimiz, aktif (diri) fay hattı üzerine kurulmuş kentlerimizden birisidir. Aydın Zemin ve yapılaşma açısından Hatay ile benzer özelliklere sahip olup, bundan sonra yaşanabilecek afetlere hazırlıkta hata yapma şansımız yoktur. Kentimizde, yurdumuzda meydana gelen afetin sıcaklığıyla farklı uygulama ve çalışmaların yapılmaya çalışıldığını biliyoruz. İyi niyetle yapıldığını düşündüğümüz bu çalışmaların, depremler başta olmak üzere afetlerle mücadele ve risk azaltma çalışmalarında bütüncül bir şekilde planlama yapılıp uygulama sahası bulması gerekmektedir. Zira 1999 körfez depreminin üzerinden 24 yıl geçmesine rağmen afetlerle mücadele hususunda çok yol alamadığımızı büyük acılarla öğrendik. Aydın kentimizi depremler başta olmak üzere afetlere karşı dirençli hale getirmemiz gerekmektedir. Bunun için kamu, yerel idare, jeoloji mühendisleri odası gibi meslek odaları ve halkımız iş birliği içerisinde olmalı, uzun soluklu ve etkili çalışmalar yapılmalıdır” sözlerine yer verdi. Yerbilimi olmaksızın riskli yapı kontrolünün yapılamayacağını vurgulayan Kuru, aynı uygulama ve yöntemlerle farklı sonuç beklenmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
ÇOK OKUNANLAR
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
ANKET TÜMÜ
ARŞİV ARAMA
E-GAZETE TÜMÜ
PUAN DURUMU TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ TÜMÜ