Kayaoğulları, “Terörün son bulması hepimizin ortak temennisidir, ancak mesele sadece silah bırakmak değil; sürecin nasıl ve kimlerle yürütüldüğüdür” dedi.
AK Parti’nin geçmişteki uygulamalarını hatırlatan Kayaoğulları, 2009 yılında “Demokratik Açılım” adı altında yürütülen süreçte terör örgütü mensuplarının davul zurna ile karşılandığını ve Habur Sınır Kapısı’nda yargının itibarsızlaştırıldığını belirtti. “O dönem şeffaflık yoktu, milletin meşru kurumları devre dışı bırakıldı. Bugün yöntem değişmedi, sadece adı değişti” ifadelerini kullandı.
Saadet Partisi olarak her zaman terörün kökten kazınması ve milli birliğin sağlanması için yapıcı bir duruş sergilediklerini vurgulayan Kayaoğulları, merhum Necmettin Erbakan’ın adalet, kalkınma ve sosyal bütünlük vurgusunu hatırlattı. “Erbakan Hocamız, terörle mücadelenin sadece güvenlik tedbirleriyle değil, toplumsal yapının güçlendirilmesiyle mümkün olacağını söylemiştir. Ancak hiçbir zaman terör örgütüyle pazarlık masasına oturulmasını kabul etmemiştir” dedi.
Kayaoğulları, “Bizim terör devam etsin gibi bir niyetimiz olamaz. Ama siz hükümet başarılı olsun diye her yanlışa göz mü yumalım? Hangi meşruiyet içinde, kimlerle, neyin karşılığında silah bırakılıyor? Bunları bilmeden alkış tutamayız” sözleriyle sürecin şeffaf yürütülmemesine dikkat çekti.
Talha Kayaoğulları açıklamasını, Erbakan’ın şu sözüyle sonlandırdı:
“Kardeş kavgası sona ersin istiyorsak, önce adaleti ikame edeceğiz. Kimseyi dışlamadan, herkesi kucaklayarak, ama asla teröre taviz vermeden!”