USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000
Köşe Yazısı

LİMONATA SİYASETİNDEN, TROL SİYASETİNE EVRİLMEK

LİMONATA SİYASETİNDEN, TROL SİYASETİNE EVRİLMEK

LİMONATA SİYASETİNDEN, TROL SİYASETİNE EVRİLMEK
14-04-2026 12:17
AYDIN

25 Haziran 2025.

Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu CHP’deydi.

Ak Parti İl Başkanı derin bir siyaset yapmış ve “Aydın BŞB’nin yeni mega projesi ‘Efeler Salı Pazarı’nda soğuk limonata dağıtımı’ başlamış. Bu mega proje Didim’den Buharkent’e bütün pazarlarda uygulanmalı” şeklinde bir paylaşım yapmıştı.

İnanılmaz siyasi bir derinlik, inanılmaz bir öngörü, Aydın’ın yıllardır biriken sorunlarına vurulan neşterdi bu açıklama.

Özlem Çerçioğlu da bu müthiş siyasi zeka ile yapılan eleştiriye dayanamamış "Ben bunlarla başedemem" diye hayıflanarak bu paylaşımdan tam 50 gün sonra Ak Parti saflarına katılmıştı.

*

O paylaşımı yapana kadar Aydın siyasetinde sadece ağırlığı olduğunu düşündüğüm Mehmet Erdem’e daha çok saygı duymaya başladım.

Türkiye’de satılmamış fabrika kalmamış, yabancılar elini kolunu sallaya sallaya gelip tarım arazisi ve konut satın almış, ülke Suriyeli ve Afgan mültecilerce işgal edilmiş, emekli ve asgari ücretli açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edilmiş, toplumun neredeyse her kesimi yoğun yoksulluk altında ezilmiş, adalete olan güven 2025 verilerine göre yüzde 25 seviyesine gerilemiş.. Say say bitmez olumsuzluklara rağmen ülkeyi 22 yıldır CHP yönetiyor gibi siyaset yapmak her yiğidin harcı değil.

Bütün olumsuzlukları es geçip limonata siyaseti yapmak marifet ister.

*

Özlem Çerçioğlu, Ak Parti’ye geçince özellikle Mehmet Erdem, Oğuz Kendirlioğlu ve Fatih Gürer’in benliklerinin derinliklerinde sakladıkları ‘Trol olma hevesi’ de gün yüzüne çıkıverdi.

Limonata siyasetinden Efeler halkının malına çökme girişimine “Ecdad mallarına sahip çıkıyoruz” noktasına gelen Mehmet Erdem şu fotoğrafa iyi baksın.

 

 Bakın nasıl sahip çıkmışlar ecdad mirası dedikleri bugünkü Nevzat Biçer Parkı’na.

*

Son günlerin tartışılan konusudur bu.

Mazbut Vakıf olarak adlandırılan, yani artık var olmayan vakıflara ait olduğu iddia edilen ve gelir getiren taşınmazlar 5737 sayılı kanuna dayanılarak el değiştirmeye başladı.

İstanbul’da Galata Kulesi, Gezi Parkı, Beykoz Sosyal Tesisleri, Beşiktaş İskelesi ve Şerefiye Sarnıcı'nın tapusu vakıflara devredildi.

İzmir’de Meslek Fabrikası'na Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından el konuldu.

Son olarak da tapusu Efeler Belediyesi’ne ait Nevzat Biçer Nikah ve Konferans Salonu, hiç haber verilmeden vakıflara devredildi.

*

En son söyleyeceğimi en baştan söyleyeyim.

Bu haksız el koymayı büyük bir sevinçle karşılayan, sevinç naraları atan ve bu haksızlığa Efeler Halkı adına direnen Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin’e saldıran sosyal medya trolleri başta olmak üzere herkes bu kente ihanet etmektedir.

*

Vakıflar Genel Müdürlüğü, bu işlemlerin "kafalarına göre" değil, mülkiyetin asıl sahibi olan mazbut vakıfların haklarının korunması amacıyla yasal prosedürler çerçevesinde yapıldığını belirtse de bu bir çökme operasyonudur.

Artık var olmayan vakıflara ait olduğunun kesin kanıtı bile ortada yokken yapılan işlem hukuksuzluğun geldiği son noktadır.

*

Yapılan kanuni bir değişiklik ile Vakıflar Genel Müdürlüğü istediği her yere ‘Vakıf izi var’ diyerek el koyabiliyor.

Bakalım bugünkü adı Nevzat Biçer Nikah ve Konferans Salonu olan mülke.

Vakıfların iddiasına göre bu mülkte Ayşe Hanım Binti Mehmed Paşa Bin Derviş Vakfı adında artık var olmayan bir vakfın izine rastlanmış.

18. Yüzyıl’da İzmir’de kurulmuş bu vakıf artık fiilen yok.

Vakfın bir temsilcisi de yok.

*

Ancak Nevzat Biçer Parkı ile ilgili daha tarihsel bir araştırma gerekir.

Bu alan 18. Yüzyıl’da MacAndrews & Forbes adıyla işletilmiş bir Meyan Kökü Fabrikası.

Levanten bir aileye ait olduğu yabancı kaynaklarda görülmekte ve özellikle İspanya’ya meyan kökü ticareti yaptığı bilinmekte.

1909 yılında bu kullanım sona eriyor.

Tesis atıl bir vaziyette kalıyor.

Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren, özellikle 1930’lu yıllardan sonra, bu ve benzeri tesislerin önemli bir kısmı ya kamulaştırıldı ya da yerli kooperatif yapıları tarafından kullanılmaya başlandı.

Bu kapsamda alan 1960 yılında Tariş (Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri) bünyesine geçiyor ve meyan kökü üretimi devam ediyor. Meyan kökü üretimi sona erene kadar da çalışıyor.

Eldeki verilere göre Tariş’in bu alanı aktif olarak kullanımı yaklaşık olarak 1960’lı yıllardan başlayıp 1980’lere kadar uzanan bir dönem olarak kabul edilir.

1980’lerden sonra ise sanayi fonksiyonunun zayıfladığı, alanın atıl kaldığı, ardından Hüseyin Aksu'nun girişimleriyle belediye tarafından kamulaştırılarak park alanına dönüştürüldüğü süreç başladı.
Süreci tamamlamak da Belediye Başkanı İlhani Ortekin'e nasip oldu.

*

Bu alan Tariş’ten kamulaştırma yapılarak belediye mülkiyetine geçti.

1990’lı yıllar ve sonrasında kademeli olarak park düzenlemesi yapıldı.

Bugünkü Nevzat Biçer Parkı kimliğini kazandı. 

 Bu fotoğraf belediyeye geçtikten sonraki hali.

Yani Mehmet Erdem’in sahip çıktığı ecdad mirasıyla alakası yok.

*

Bugün tartışılan mesele, sıradan bir mülkiyet kavgası değildir.

Bir yanda geçmişi yüzyıllar öncesine uzanan bir toprak hikayesi, diğer yanda Cumhuriyet hukukunun çizdiği net sınırlar var.

Nevzat Biçer Parkı üzerinden yürüyen tartışma, aslında Aydın’ın hafızası ile bugünün hukuku arasında sıkışmış bir dosyaya dönüşmüş durumda.

*

Önce şu gerçeği teslim edelim.

Bu topraklar, tarih boyunca katman katman değişti.

Aydınoğulları döneminde tarım arazisiydi, Osmanlı döneminde Levanten sermayenin elinde sanayi alanına dönüştü.

O dönem halkın “Forbes fabrikası” diye bildiği yapı da işte bu sürecin bir ürünüydü.

MacAndrews & Forbes üzerinden yürüyen meyan kökü ticareti, Aydın’ı Avrupa’ya bağlayan önemli bir ekonomik hat oluşturdu.

*

Tarihsel hafızayı bir kenara bırakalım ve hukuki gerçekliğe bakalım.

Bugün elimizdeki en somut veri şudur:

Bu alanın tapusu Efeler Belediyesi’ne aittir.

Üstelik bu tapu, herhangi bir işgal ya da belirsiz bir süreçle değil; TARİŞ’ten kamulaştırma yoluyla, bedeli ödenerek alınmıştır.

Bu ne demektir?

Bu, hukuken şu anlama gelir:

Belediye bu taşınmazın meşru ve güçlü malikidir.

Kamulaştırma yapılmış, bedel ödenmiş, tapu devri gerçekleşmişse; bu işlem hukuk düzeni tarafından korunur.

*

Dosyaya “vakıf” iddiası girmesi yeterli değildir.

Bir taşınmazın vakıf malı olduğu iddia ediliyorsa, bunun belgeyle ispat edilmesi gerekir.

Ayrıca o binayı vakfın yapması gerekmektedir.

Oysa Efeler'deki o alanın adı geçen vakıf tarafından yapılmadığı en net bilinen gerçek.

Vakfiye olacak, tapu silsilesi olacak, mülkiyetin kesintisiz şekilde vakfa ait olduğu ortaya konulacak.

Daha da önemlisi; böyle bir dava süreci varsa, tapu maliki olan belediyenin haberdar edilmemesi, davaya dahil edilmemesi hukuken mümkün değildir.

Mahkeme, malik olan tarafı dinlemeden karar veremez.

Verirse de o karar uzun ömürlü olmaz.

Bu yüzden tartışmayı doğru yere oturtmak gerekiyor:

Bu mesele ne sadece “ecdad mirası” söylemiyle açıklanabilir, ne de “burası zaten bizimdi” diyerek geçiştirilebilir.

Bu mesele tamamen şudur:

Tapu kime ait? Nasıl geçmiş? ve Geçmişte hukuka aykırı bir durum var mı?

Eğer yoksa, tartışma biter.

Eğer varsa, onu da mahkeme çözer.

*

Sevgili Mehmet Erdem, Oğuz Kendirlioğlu ve Fatih Gürer sosyal medyadan yaptığınız her trollük kokan siyaset dönüp size vuruyor.

Bakın “havlu bornoz” derken rezil oldunuz. “Olanlar oldu” gibi bir açıklamayla saçmaladınız.

“Belediye mülk satıyor” diye sosyal medyadan Efeler Belediyesi’ne laf sokmaya kalktınız, partiliniz İncirliova Belediyesi’nin neler sattığını görmezden geldiniz.

Bu ülkede iktidarınız tarafından satılan yerlerin listesi bu köşeye sığmıyor.

Rica ediyorum bu kentin gerçeklerine odaklanın.

Mesela size ana avrat küfreden Polat Bora Mersin’e “Başkanım” demeyin.

 

 

 

GÜNÜN SÖZÜ:

“..türk’ün uykusu derindir.. bıçak kemiğe dayanmadan uyanmaz..”

 

GÜNÜN TESPİTİ:

“..aç insanı doyurabilirsiniz ancak açlıktan ‘korkanı’ doyuramazsınız..”

 

BEN:

“..hayatımın büyük bölümü ‘hay şansıma tüküreyim’ demekle geçiyor..”

 

KADINLAR&ERKEKLER:

“..bir kadın saç tokasını nereye koyduğunu unutabilir.. dolabı niçin açtığını unutabilir.. arabasını nereye park ettiğini unutabilir ama 17 ay 8 gün önce saat 13.07’de yaptığın eleştiriyi asla unutmaz..”

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
ÇOK OKUNANLAR
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
ANKET TÜMÜ
ARŞİV ARAMA
E-GAZETE TÜMÜ
PUAN DURUMU TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ TÜMÜ