Didim’in denizi, kumu, güneşi derken bir hafta sonu daha sona erdi.
Hafta sonunu telefonsuz ve teknolojisiz geçirdikten sonra Efeler’e döndüğümde gündeme baktım.
Maşallah hiç boş kalmamış.
Sosyal medyada gazetecilik oynayan trol savaşları devam etmiş.
Ekrem İmamoğlu’nun anasının ak sütü gibi helal olan diplomasına laf eden gazetecisinden siyasetçisine, dedesiyle övüneninden profesörüne bir sürü sahte diplomalı dolmuş ülke.
*
20 küsur yıldır tek başına iktidar olan Ak Parti’nin bu ülkeye yaptığı en büyük kötülük sırf kadrolaşma uğruna sınav sorularını çaldırarak kul hakkına girmesi, liyakatsiz kişileri yönetici yapmasıdır.
Liyakatsizlik toplumun her kesimine sirayet etmiş durumda.
İşin kötü tarafı ‘bendensen’ liyakatsiz olmanda, çalmanda, ahlaksızlık yapmanda hiç sorun yok anlayışının toplumun iliklerine işlemiş olmasıdır.
*
Günün sonunda kurumlarda ve toplumda inanılmaz bir çürümüşlük olduğu gerçeği gözler önünde.
Mesela topluma ahlak konusunda yol gösterici olması gereken din adamlarının yaptıklarına bakın.
*
Şimdi bunu gündeme getiriyorum diye ‘Dinsiz’ falan diyenler olacaktır.
İyi de kardeşim hırsızın hiç mi suçu yok?
Sırf ‘benden veya bizden’ diye ahlaksızlık, hırsızlık, yolsuzluk savunulur mu?
*
Diyanet'in Avusturya ayağı olan ATİB (Avusturya Türk İslam Birliği) ve Türkiye’den gönderilen Din Hizmetleri Müşavirleri, ataşeler ile imamların karıştığı, ‘**** kadınlar’ skandalına sessiz mi kalalım?
Hacca giden samimi Müslümanların paralarını **** kadınlara harcanmasını hangi din, hangi inanç, hangi vicdan kabul eder?
*
Hedef Gazetesi’nden Murat Tan günlerdir yazıyor.
İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün ardından müftülükte yaşananları kaleme aldı Murat.
Halkın en hassas olduğu din ve ahlak konusunda yol gösterici olması gereken müftülükte mobbing var, usulsüzlük var.
Sessiz mi kalalım?
Müftülüğün samimi Müslümanlardan toplanan zekat paraları ve camilerde kuran kursu için toplanan bağış paraları ile araba alması normal mi?
*
Murat kardeşim gazetecilik yapmış, soruşturma konusu olan bu konuyu gündeme taşımış.
Adamların takıldıkları ne biliyor musunuz?
“Bu bilgi belge nereden geldi?, Kim ispiyonladı?, Nereden duydun?, Haberi kim yaptırdı?, Kesin şu söylemiştir”
Allah Allah.
Çıkıp “Bu iddialar yalan” diyemeyen kelli felli adamlar kendi yaptıklarını bastırmak için yukarıdaki sorulan cevaplarını arama telaşına düşmüşler.
Kurum içinde cadı avı başlatmışlar.
Soruşturma devam ederken, Efeler Kaymakamı İlker Arıkan’da kalkmış ‘Başarı Belgesi’ vermiş.
Alnından da öpmeliymiş.
“Helal olsun zekat paraları ile binilen araba kutsanmıştır” falan da demeliymiş.
***
“Benden değilse yağmurlu havada su yok” anlayışına bir örnek vereyim.
Beşir Atalay, AK Parti’nin kurucu isimlerinden ve İçişleri Bakanlığı da yaptı.
1992 yılında kurulan Kırıkkale Üniversitesi’nin de kurucu rektörüdür.
13 Aralık 2017 tarihinde üniversite yönetimi toplanarak kampüse “Kırıkkale Üniversitesi Prof. Dr. Beşir Atalay Kampüsü” adını verdi.
Beşir Atalay, 2019 yılında kurucusu olduğu AK Parti’den istifa etti.
Ne oldu dersiniz?
Üniversite yönetimi, 16 Temmuz 2025 tarihinde yaptığı toplantıda Beşir Atalay’ın ismini oybirliği ile silme kararı aldı.
Çünkü artık onlardan değildi.
Onlardan olmayınca hiçbir şeye de layık değilsindir.
*
İşini layıkıyla yapan kurum müdürlerini tenzih ederim ancak bu çürümüşlüğe göz yumulmasını doğru bulmuyorum.
“Yeter ki benden olsun, bizim işimizi görsün” diye yapılan atamalar ve “Adamın varsa işin görülür” anlayışından bir an önce uzaklaşmak gerekir.
Aksi takdirde canımızı emanet ettiğimiz doktor sahte çıkar, inancımızı öğretmesi gereken din adamı sahtekar çıkar, adaleti sağlaması gereken savcı- hakim rüşvetçi çıkar.
GAZETECİLER DIŞLANDI, CEMİYET BAŞKANLARI SUSTU
Didim’e gitmeden bir gün önce de İç İşleri Bakan Yardımcısı ve Kolluk Gözetim Komisyonu Başkanı Mehmet Sağlam’ın katılımıyla bir toplantı düzenlendi.
Toplantıya Aydın Medya Temsilcileri de davet edildi.
Bize verilen bilgi basın ile bir toplantı gerçekleşeceği yönündeydi.
Toplantı yerine gittiğimizde birçok kurumdan temsilcinin katılım sağladığını gördük.
*
Toplantı başladıktan sonra Mehmet Sağlam elindeki basın metnini okudu ve basın mensuplarının dışarı çıkarılmasını istedi.
Aydın’daki birçok kurumun temsil edildiği toplantı Aydın Basınına kapatıldı.
Aydın merkezde bulunan iki Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Nazilli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı da oradaydı ama hepsi de suskun kaldı.
Sonrasında sadece Aydın Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Esin Özhavutçu sosyal medya hesabından eleştirel bir paylaşım yaptı o kadar.
Oysa basın dışarı çıkarılırken tepki verilmesi gerekirdi.
*
Aydın basınını dışlayarak Aydın’ın sorunları konuşulur mu?
Kentin siyasetinde, ticaretinde, ekonomisinde, kültürel, sosyal, sanatsal ve sportif alanlarında basın olmaz mı?
Kenti yönetenler, ‘yozlaşmış’ ve ‘birlik’ olamayan basın karşısında top sektiriyor ama gazetecilerin haklarını koruması gereken cemiyet başkanları susuyor.
Kıçınızdan korkuyorsanız o makamlara aday olmayın kardeşim.
Başkanlık makamı kendi ticaretinizi iyileştireceğiniz değil, gerektiğinde en sevmediğiniz meslektaşınız için bile dişe diş mücadele vereceğiniz makamlar olmalı.
BAŞSAĞLIĞI
Bu hafta sonu Aydın’da aralarında tanıdığım bildiğim insanların acısına da şahit oldum.
* Aydınlı iş insanları Abdurrahim ve Abdülkerim Tikbaş, üç ay önce yaşadıkları anne acısının ardından babaları Abdurrahman Tikbaş’ı kaybetti.
* Memleket Partisi Nazilli kurucu İlçe Başkanı Ali Çetinkaya, kendisiyle aynı adı taşıyan dedesini kaybetti.
* AK Parti Söke İlçe Başkanı Mehmet Saki Oğuz’un, babası Hacı Ekrem Oğuz yaşamını yitirdi.
* MHP Karacasu eski İlçe Başkanı Murat Uysal, babası Bekir Uysal’ı son yolculuğuna uğurladı.
* Son olarak belki de acıların en büyüğünü Efeler İlçe Müftüsü Mehmet Yorulmaz yaşadı. Müftü Yorulmaz’ın İngilizce Öğretmeni oğlu Muhammed Yorulmaz 27 yaşında, İstanbul’da geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti.
Dedim ya acıların en büyüğüdür evladını kaybetmek.
Baba Mehmet Yorulmaz, oğlunun cenaze namazını kendisi kıldırdı.
Allah kimseye böyle acı vermesin.
*
Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, geride kalanlara sabır dilerim.
GÜNÜN SÖZÜ:
“..rüzgar her zaman vardır.. mesele ‘fırıldak’ olmamaktır..”
GÜNÜN TESPİTİ:
“..her önüne geleni ‘merhem’ diye yarana sürersen, ‘mikrop’ kaparsın..”
BEN:
“..gönül dünyasına gidip, dönenlerden sor beni.. belki aktır, belki kara tutar söyler der beni.. muhabbetin sofrasında kurduk büyük kaleyi.. şu nefsime fırsat verme, fırsat bulup yer beni..”
KADINLAR&ERKEKLER
“..bazıları ağacı ‘odun’, çiçeği ‘ot’, kadını ‘et’ zannediyor.. oysa ki, ağaç ‘nefes’, çiçek ‘ilaç’, kadın da ‘hayattır’..”