Önceki gün bir basın toplantısına katıldım.
Arkadaşlarla ayaküstü sohbet ederken biri, “Abi zengin ve yakışıklı bir aristokratsın ama senin bizden farkın ne? Nasıl oluyor yani zenginlik?” diye sordu.
“Zenginlik istediğin şeyin elinin altında olmasıdır. Onu kullanmasan bile ulaşabileceğini bilmektir” dedim
“Nasıl yani?” diye sordu.
“Bak, mesela sen yıl boyunca ‘çocukları bi havuza götüreyim, şöyle bi havuz keyfi yapalım’ diye plan yapıyor, vakit ve nakit ayırmaya çalışıyorsun. Benim evde hem açık, hem kapalı havuz var yılda bir kez ya giriyorum, ya girmiyorum. Canımın istediği zaman girebileceğimi bilmek yetiyor” dedim.
Öyle fakir fakir yüzüme baktı.
*
Yazının başında basın toplantısı deyince ve son zamanlarda gazetecilik mesleğinin ayakaltında olduğunu gördüğüm için bu konuya değinmeye karar verdim.
Öncelikle geçtiğimiz gün darp ve gasp edilen meslektaşlarıma geçmiş olsun.
Olay yerinde hiçbir şey yapmadan izleyen polis arkadaşlara da ‘yuh’ olsun.
Biri polise saldırsa, olay yerindeki gazeteciler polisi korur.
*
Sadece Aydın’da değil ülke genelinde son zamanlarda ilginç bir medya türü peydah oldu.
Ancak Aydın’da olan içler acısı.
Gazetecilik eğitimi yok, haber kaynağı yok, doğrulama yok ama takipçi çok!
Hem de öyle az buz değil, 300-400 bin civarında.
Kısacası, ‘gerçekleri değil, görüntüleri paylaşan yeni medya’ dönemi başladı.
*
Sistem gayet basit.
Vatandaş gördüğü bir şeyin videosunu çekiyor, sosyal medyada sayfa kuran sayfa sahibine gönderiyor.
O da videonun üstüne üç satır yazı yazıp paylaşıyor.
Yani vatandaş muhabir, sayfa sahibi patron.
Gazetecilik mi? O kadarına gerek yok!
Zaten önemli olan ‘ilk paylaşan’ olmak.
Doğruluğu, etik kuralları, kamu yararı falan hak getire.
‘Tıklanıyorsa, doğrudur’ gibi saçma bir anlayış oluştu.
*
Bu sayfalar büyüdükçe ‘takipçi gücünü’ keşfetmişler.
Şimdi belediyelere gidip, “Bizim 300 bin takipçimiz var, reklam vereceksiniz” diyorlar.
Her ay düzenli bir ödeme istiyorlar!
Bazıları işi abartıp “Biz size 2 yıldır bedava hizmet ediyoruz” bile diyormuş.
Hizmet dedikleri ne?
Vatandaşın çektiği şikayet videolarını paylaşıp belediyeyi etiketlemek!
Sanki belediyelerin çözüm hatları, iletişim birimleri, halk masaları yok.
İstedikleri parayı verirse eleştirmeyip, öveceklermiş.
Takipçi kasmakla başlayan macera, ‘şantaj ekonomisine’ dönüşmüş durumda.
*
Bazı belediyeler “Bu ne saçmalık” deyip kapıyı gösteriyor.
Sonra olan oluyor.
O belediyeler hakkında ‘doğrulanmamış’ haberler, karalama paylaşımları başlıyor.
Takipçiyi silah gibi kullanan bir medya düzeni oluşmuş durumda.
*
Tabi bu duruma tepki göstermeyen, hatta ‘sana daha fazlasını verelim rakip siyasetçilere de iftira at’ diyen belediyeler de olmuş.
Mesela Aydın’ın büyük belediyesiyle aylık oldukça yüksek bir anlaşma yapıldığı söyleniyor.
Koskoca belediye halkın vergileriyle finanse ettiği sosyal medya sayfalarıyla kendinden olmayanlara iftira atılmasını destekliyor.
*
Bu sayfaların takipçileri sen, ben, hepimiz.
Bizim ‘beğenimiz’, onların ‘geliri’ olmuş.
Bizim ‘paylaşımımız’ onların ‘şantaj aracı’ olmuş.
Bu tür sayfaları takip ederek, beğenerek farkında olmadan oluşturdukları kirli düzeni biraz daha büyütüyoruz.
*
Bu sayfaları yönetenlerin profillerine bakıyorsun, yaptıkları hiçbir işte başarılı olamamış, karıştıkları illegal işler sebebiyle mesleklerinden atılmışlar, çare olarak da sosyal medya sayfası açıp kendilerine ‘gazeteci’ demişler.
Siyasetçisi, iş insanı, polisi falan da bunları adam yerine koyup basın toplantılarına davet eder olmuş.
Vergi ödeyen, bir haberi doğrulamak için çaba harcayan, haber yazmasını bilen, bu işin eğitimini alan arkadaşlar itilip kakılırken, bu sosyal medyacılar ‘vergisiz’ ve ‘şantaj’ yoluyla adam olmuşlar.
*
Aydın basınının lokomotif gazeteleri ve cemiyetler başta olmak üzere tüm kurumlar bu duruma ‘dur’ demeli.
Bugün ‘silah’ olarak kullandığınız bu medya yapısı, sizden daha çok vereni tercih eder aynı silahla sizi vurur.
GÜNÜN SÖZÜ:
“..seni ziyaret eden kişiyi ziyaret et.. seni arayan kişiyi ara.. seni destekleyen kişiyi destekle.. seni görmezden gelen kişiyi sende görmezden gel..”
GÜNÜN TESPİTİ:
“..memleket yaşayan ölülerle dolu.. millet geçim derdini düşünmekten sokaklarda dalgın dalgın ‘zombi’ gibi dolaşıyor..”
BEN:
“..tek başıma zaten çok güçlüyüm.. o yüzden güvendiğim dağlara kar yağsa da üşümem..”
KADINLAR&ERKEKLER
“..bir kadın kahkaha atıyorsa, ya gerçekten eğleniyordur.. ya da birazdan birini topa tutacaktır..”