Kadim Türk’e yol gösteren, tecrübesi, bilgeliği, adaleti ve ahlakıyla toplumun sözünü dinlediği kişilere ‘Aksaçlı’ ya da ‘Aksakallı’ denir.
Çok derin, saygı ve bilgelik içeren bir kavramdır.
Genellikle yaşı ilerlemiş, ‘saçı sakalı ağarmış’ kişiler oldukları için bu adlar verilmiştir.
Atalar geleneğinde ‘bilge kişi’, ‘oturaklı adam’ ve ‘kılavuz’ sıfatını taşırlar.
*
Eski Türk boylarında, kurultaylarda sözleri dinlenirdi.
Oğuz Kağan Destanı’nda, Dede Korkut hikayelerinde aksakallılar danışman ve hikmet sahibi kişilerdi.
Aksaçlılar, devlet yöneticilerine akıl veren, halkın sorunlarını dinleyen, barışı sağlayan kişiler olarak görülürdü.
*
Burada konu sadece yaşlı olmak değildi.
Yaş almak biyolojik bir göstergedir.
Olgunluk ise, yaşanmışlık, düşünme biçimi, empati, sorumluluk alma, hatalardan ders çıkarma kapasitesi gibi şeylerle gelişir.
Bazı insanlar genç yaşta son derece olgundur.
Bazıları ise çok ileri yaşlarda bile aptalca davranışlar sergileyebilir.
*
Cihan Padişahı Fatih Sultan Mehmet, 21 yaşında İstanbul’u fethederek çağ açıp, çağ kapadı.
Atalarından ‘kut’ almış Türk’ün son atası Mustafa Kemal Atatürk, 42 yaşında Cumhuriyeti kurdu.
Yani yaş almış olmak yetmiyor Aksaçlı ya da Aksakallı olmak için.
*
Bugün bakıyorum saçı sakalı ağarmış siyasi liderler saçma sapan işlerle uğraşıyor.
‘Bilge’ dediğimizin ‘Bebek katili’ sevdasını anlayabilene aşk olsun.
Bebek katillerine 22 yıllık iktidarlarında defalarca imtiyaz tanıyan ve her defasında milleti hüsrana uğratan iktidarı anlayamıyorum.
13 yıllık genel başkanlık yolculuğunda bir tek başarısı olmayan yaş almış birinin, 13 yaşındaki çocuğun bile yapmayacağı ihanetini seyrediyorum.
*
Üzülüyorum..
*
İlk belediye başkanı olduğu günden bu yana, yani yaklaşık 7 yılda 17 kez gazetecilerle geniş kapsamlı toplantı düzenleyen Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, 18’inci kez gazetecilerle buluştu.
Aydın’ın dört bir yanından gazeteciler akın etti.
Efeler’den, Nazilli’den, Söke’den, Germencik’ten, Bozdoğan’dan, Didim’den gelen meslektaşlarımız merak etikleri her şeyi sordu.
*
O toplantı bittikten sonra, Aydın’ın bağrından çıkmış, yıllarca Aydın’da ticaret yapmış, Aydın’a değer katmak için mücadele etmiş ancak siyaseten kendisine şans tanınmamış Rıdvan Eşin’in 4 ay önce kurduğu ve Genel Başkanı olduğu Dost Parti İl İstişare Toplantısı’na katıldık.
Rıdvan Eşin’in yıllarca reklam desteği vererek desteklediği, düğününde, cenazesinde yanında olduğu bazı gazeteciler toplantıya katılma nezaketi bile göstermedi.
*
Üzüldüm..
*
Sabahki toplantının ardından, yol arkadaşlarını satan bir ‘yanaşma’ siyasetçi sosyal medya hesabından paylaşım yapmış ve Ömer Günel’in düzenlediği toplantıya katılan gazetecilere ‘Yandaş’ demiş.
Aydın’ın dört bir yanından gelen gazetecilere ‘Yandaş’ demiş.
Aydın’ın lokomotif medyasını kendi besleme trolleri ile karıştırıp, ‘Yandaş’ demiş.
*
Aydın Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti bir kınama mesajı yayınladı.
Peki ya Aydın Gazeteciler Cemiyeti?
*
O toplantıya katılanlara ‘yandaş’ diyenlere tek bir kelime etmeyen Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı da o toplantıdaydı.
*
Hani gazetecilerin onurunu savunacak, hani mesleğin itibarını koruyacak olan kişi.
*
Gazeteciye ‘yandaş’ diyen siyasetçi zaten yanlış yapıyor, bunu yazdık çizdik.
Ama daha vahimi, gazeteciye ‘yandaş’ denilirken, cemiyet başkanının kafasını kuma gömüp susmasıdır.
Bu suskunluk, en az itham kadar ağırdır.
Meslektaşlarının itibarı saldırı altındayken, “Ayranım dökülmesin..” diye suskun kalamazsın sevgili kardeşim.
*
Eğer bugün meslektaşlarına edilen hakarete ses çıkarmazsan, yarın başka bir ithamda da ses çıkaramazsın.
Susmak bir alışkanlık ve en tehlikeli bağımlılıktır.
Aydın Gazeteciler Cemiyeti’nin suskunluğu da bir tercih değil, bir pozisyon alıştır.
*
Yaz bir kenara, söylemedi deme.
Meslektaşını yalnız bırakan, yarın kendisini de yalnız bulur.
Yazı tura cemiyet başkanı olursan meslektaşlarına söylenen sözün nereden söylendiğine göre şekil alan bir profil olursun.
Unutulur, gidersin.
*
Son sözüm de ‘Yanaşma’ siyasetçiye:
Yandaş arıyorsan, gazeteciye ‘yandaş’ dediğinde ses çıkarmayanlara bakacaksın.
GÜNÜN SÖZÜ:
“..her ilişki ‘ ben seni..’, ‘ben de seni..’ diye başlar.. ‘ben senin..’, ‘ben de senin..’ diye biter..”
GÜNÜN TESPİTİ:
“..ingilizce ‘good’ iyi demektir.. goods ise ‘mal’ demektir.. yani fazla iyilik mallıktır..”
BEN:
“..hastalanınca, dünyanın en önemli şeyinin ‘sağlık’ olduğunu anlıyorum.. iyileşince tekrar ‘parada’ karar kılıyorum..”
KADINLAR&ERKEKLER
“..erkek, karısının ‘söylemediği’ her sözcüğü anladığı andan itibaren gerçekten evlidir..”