Kadim Türk’ün son destanını yazan Mustafa Kemal Atatürk, ölüm yıldönümünde anıldı.
Valilik önündeki resmi töreni takip etmek için gittim.
Törene mecburiyetten katılan kurum müdürleri ve görevlilerin şoförlü araçları her törende olduğu gibi bölgede yoğunluk oluşturmuş.
*
Trafiğe kapatılan alanda çift sıra park oluşmuştu ve bende bir makam aracının arkasına yanaştım.
Basın kartım arabamın camında asılıydı.
Trafikte görevli bir kadın komiser ve bir memur vardı.
Gazeteci olduğumu söyleyip, kartı da gösterdim ancak “Buraya bırakamazsın” dedi.
Tekrarladım.
“Olmaz” dedi.
Tartışmadım, ayrıldım bölgeden.
*
Oysa daha bir hafta önce cemiyeti ziyaret eden Valilik Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü’ne bu sorunu söylemiştik.
Görev anında kolaylık gösterilmesi için eskiden direkt olarak Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen, şimdi ise Cumhurbaşkanlığı İletişim Daire Başkanlığı tarafından verilen kartların Aydın’da hiçbir hükmü yok.
Aydın’da gazeteciler değil, sosyal medyada atıp tutan, asan kesenler kıymetli.
*
Şoförlü araç kullanmadıkları için görev anında geçişi engellemeyecek şekilde uygun bir yere park etmek gazeteciler için Aydın’da bir lüks.
Kolaylık göstermesi gereken görevliler de gazetecilerin kamu görevi yaptığını, basın kartının resmi bir kimlik belgesi olduğunu bilmiyor.
*
“Boş ver zaten herkes mecburiyetten gelmiş” dedim kendi kendime ve Laik ve Bilimsel Eğitim Platformu’nun öncülüğünde düzenlenen anma törenine gittim.
*
Bir yanda protokol gereği zorunluluktan gelenler, diğer yanda saygı duruşu anında gözyaşlarını tutamayanlar.
Bazı insanların gözyaşında samimiyet, bazılarının tebessümünde hesap var.
*
Aydın’da siyasette de aynı tablo yaşanıyor aslında.
Bir yanda koltuk uğruna birlikte yol yürüdüklerini satanlar, diğer yanda “Hak etmedik ama koltuk artık bizde” diye inanmadıkları yolda yürümeye çalışanlar.
*
Vatandaşın Aydın’da CHP oylarını emanet ettiği Özlem Çerçioğlu, yıllarca ‘kardeşim’ dediği herkesi birer birer harcadı.
Kuşadası’nda Özer Kayalı’yı, Söke’de Süleyman Toyran’ı, Efeler’de yaptıkları uygulamaların çoğunu tasvip etmediğim Mesut Özakcan’ı ve Fatih Atay’ı.
Hepsini aynı mutfakta pişirdi
Kimini itibarsızlaştırdı, kimini de partiden soğuttu.
Özer Kayalı, Süleyman Toyran, Mesut Özakcan ve Fatih Atay başka partilere geçtiler.
Hepsi de onun gölgesinden çıkarken birer ‘Çerçioğlu mağduru’ olarak anıldı.
*
Yine ‘Kardeşim’ dediği, ‘Bakın aramızda hiçbir sorun yok’ dediği ancak en büyük rakibi olarak gördüğü Ömer Günel’i de yemek istedi.
Klasik senaryo yakınlık, destek, birlikte fotoğraf verme.
Her tebessümde bir hesap.
Ama bu defa farklı bir film oynadı.
*
Türkiye’de muhalefet siyasetini alışılmışın dışına taşıyan, pasif olmayan, siyaseti makam odasından sokağa taşıyan Özgür Özel’e karşı Özgür Özel’in genel başkan adayı olduğu zaman Aydın’a geldiğindeki tavrı kendisine ‘eksi’ yazdı.
Özgür Özel’in genel başkan seçilmesi Çerçioğlu için hayal kırıklığı oldu.
Genel merkez desteğini kaybeden Özlem Çerçioğlu, bir yandan birlikte fotoğraf çektirdiği Ömer Günel’e diğer yandan saldırdı.
Oysa yan yana geldiklerinde hep tebessüm vardı.
*
Bu güne kadar defalarca gazetecilerle bir araya gelen ve sansür uygulamayan Ömer Günel, kendisine karşı başlatılan itibarsızlaştırma saldırılarının nereden geldiğini anlamakta gecikmedi.
Hayatı mücadeleyle geçtiği için de diğer başkanlar gibi kaçıp gitmek yerine mücadeleyi seçti.
*
Özlem başkanın yıllardır devam eden senaryosunda ilk kez bir oyuncu repliğini değiştirdi.
Özlem Çerçioğlu, tarihte ilk defa birini yutamadı.
Ömer Günel’in mücadeleci kişiliğinin, pes etmemesinin sonucudur Özlem Çerçioğlu’nun AK Parti saflarına geçmesi.
*
Bazı lokmalar vardır, boğazdan geçmez.
İşte Ömer Günel tam da o lokmadır.
Yutamadı.
*
Türk siyaseti ‘sindirme’ yeteneği olan siyasetçilerle doludur.
Herkes birbirine her şeyi söyler ve sonra hiçbir şey olmamış gibi birlikte yürür, yapılan her şeyi içlerine sindirirler.
Siyasetçisi sindirme uzmanı olan millet de buna ayak uydurur.
Mesela, bebek katiline ‘Önder’ diyen en milliyetçi genel başkanın sözlerini yine en milliyetçiler içlerine sindirir.
Kendisine ‘en beceriksiz belediye başkanı’ diyenlerin safına geçen, yıllarca kendisine etmedik hakaret edenleri yanında gezdiren Özlem Çerçioğlu da bir sindirme uzmanıdır.
‘Sindiremediği’ tek şey Ömer Günel’dir.
GÜNÜN SÖZÜ:
“..zor duruma düştüğünde kimseye belli etme.. belli ettiğin anda yoldan geçen eşek bile sana akıl vermeye kalkar..”
GÜNÜN TESPİTİ:
“..fakir taklidi yapılarak zengin olunur.. zengin taklidi yaparak ‘iflas’ edilir..”
BEN:
“..eleştiriye açığım ama eşeğin at’a meydan okuması canımı sıkar..”
KADINLAR&ERKEKLER
“..erkek için ‘temizlik yaptım’ demek, çorabını yatağın altından çıkarıp koltuğa koymak anlamına gelir..”