USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

BELEDİYE BAŞKANLARI ‘TROL’ OLDU

BELEDİYE BAŞKANLARI ‘TROL’ OLDU
02-06-2026

Zengin ve yakışıklı bir aristokrat olarak tripleks villamın bahçesinde taze sıkılmış portakal suyumu yudumlarken gündeme göz attım.

“Sinekler rahatsız etmedi mi?” diye sorabilirsiniz.

Siz fakirler ilaçlama hizmetini beklerken, biz zenginler kendi bahçelerimizi ilaçlatıp rahat ediyoruz.

*

Ülke yine yangın yeriyken, Aydın’ın gündemi beceriksiz büyükşehir belediyesinin ilaçlama hizmetini yapamaması nedeniyle ‘sinek’ siyasetine sıkışmış durumda.

*

Gazeteci büyüklerimiz biz mesleğe başladığımızda öğretmişlerdi.

“Haber yazarken öyle yazacaksınız ki, en geri zekalı bile anlayabilecek” derlerdi.

Onun için net bir şekilde anlatmak isterim.

*

Aydın, 2012 yılında çıkan 6360 sayılı Kanun kapsamında 2014 yerel seçimleriyle birlikte resmen büyükşehir oldu.

Bu kanunla belediye sınırları tüm il sınırlarına genişletildi.

Sadece merkezde hizmet veren bir yapıdan, bir günde 17 ilçenin tamamına hizmet ulaştırması gereken devasa bir alana geçiş yapıldı.

*

Yeni kurulan büyükşehir yapılanmasının, Aydın'ın en uç köylerinden sahillerine kadar uzanan geniş coğrafyasında aynı anda sinek ve haşereyle mücadele edecek yeterli araç filosu, teknik ekipmanı ve personeli henüz yoktu.

*

Hizmetin aksamaması için acil bir çözüm gerekiyordu.

*

Yeni kurulan Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin coğrafi uzaklıklar sebebiyle her ilçedeki bataklık, dere yatağı veya sazlık gibi yerel üreme kaynaklarını anlık olarak tespit edip müdahale etmesi lojistik olarak imkansızdı.

*

İlçe belediyelerinin kendi bölgelerini daha iyi tanıması, saha hakimiyetlerinin yüksek olması ve hizmetin daha hızlı yürütülebilmesi amacıyla 16 Nisan 2014 tarihli ve 22 sayılı Meclis Kararı ile yetki ilçe belediyelerine devredildi.

*

Neymiş, asıl yetki sahibi büyükşehir olduğu için ‘Yetki Devri’ yapılmış.

*

İlaçlama konusuyla ilgili bin tane laf etmeye gerek yok kardeşim.

Yasal olarak yapmakla zorunlu olduğun görevi yetkiyi devrederek ilçe belediyelerine vermiş misin, vermemiş misin?

*

Kanun, “İlçe belediyesi yapmak zorunda” deseydi siz büyükşehir belediyesi olarak “Yetki Devri” yapmak zorunda kalmazdınız.

Ancak kanun, “Büyükşehir yapmak zorunda, meclis kararıyla yetki devredilebilir” dediği için “Yetki Devri” yaptınız.

*

İlçe belediyeleri de tam tamına 12 yıl boyunca yüksek maliyetli bu hizmeti hiç aksatmadan sürdürdü.

*

Peki;

2014 yılında yeni kurulan büyükşehir yapılanmasının, Aydın'ın en uç köylerinden sahillerine kadar uzanan geniş coğrafyasında aynı anda sinek ve haşereyle mücadele edecek yeterli araç filosu, teknik ekipmanı ve personeli olmadığı için ilaçlama hizmetini ilçe belediyelerine devreden büyükşehir 12 yılda hangi hazırlığı yaptı?

Yüksek maliyetli ve kimseyi memnun edemeyeceğiniz hizmeti ilçe belediyelerine kakalayan zihniyet, maalesef 12 yıl boyunca hiçbir hazırlık yapmadı.

*

Son yerel seçimlerin ardından “CHP’li belediyeleri silkeleme” talimatıyla hizmet yapması engellenmeye çalışılan CHP’li belediye başkanları yine de bu hizmeti sürdürdü.

*

Ne zamana kadar?

Ak Parti’ye transfer olarak ak’lanan Özlem Çerçioğlu’nun parti değiştirmesine kadar.

*

12 yıl boyunca büyükşehir belediyesinin asli görevini üstlenen ilçe belediye başkanları, geçici olarak aldıkları yetkiyi, yine meclis kararıyla Büyükşehir’e iade etti.

*

O gün, bugün sosyal medya trolleri yaygara koparıp duruyor.

*

Benim garibime giden ise Ak Partili ilçe belediye başkanları ve Ak Partili bazı meclis üyelerinin gerçeğin ne olduğunu bilmelerine rağmen, millete yalan söylemeleri.

*

Ak Parti Efeler İlçe Başkanı Oğuz Kendirlioğlu, kendisi avukat.

Kanunun ne söylediğini, neden yetki devri yapıldığını bilmiyor mu?

Büyükşehir’in Ak Partili Fatih Gürer, kendisi avukat.

İlaçlama görevinin Büyükşehir’in zorunlu görevi olduğunu bilmiyor mu?

*

Ak Partili ilçe belediye başkanları bilmiyor mu?

*

Elbette biliyorlar.

Büyükşehir Belediye Başkanı Ak Partili olana kadar, işinde gücünde olan, mecliste falan pek sesleri çıkmayan bu insanlar ne oldu da sosyal medya trolü oldular?

*

Siyaseten bile olsa, millete yalan söylemek yakışıyor mu?

Siyaseten bile olsa, halkı yanıltıcı bilgiyi yaymak suç değil mi?

*

Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin, Aydın’ın tamamında ilaçlama hizmeti yapması zorunlu görevi, diş polikliniği açması zorunlu olmadığı bir hizmetidir.

 

 

TEŞEKKÜRLER KE’MAL KILIÇDAROĞLU, TEŞEKKÜRLER İKTİDAR

Biz Aydınlılar sinekle mücadele ederken, CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhuriyet’i yıkmaya çalışanlarla mücadele ediyor.

Cümleyi çok ağır bulmuş olabilirsiniz ancak iyice düşündüğünüzde Cumhuriyet’i kuran partinin yerle yeksan olmasını Cumhuriyet’e karşı kazanılmış bir zafer gözüyle görenler olduğunu anlarsınız.

*

Kamuoyunda Mutlak Butlan Davası olarak bilinen bir dava açıldı.

Davayı da Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin eski Başkanı Lütfü Savaş açtı.

*

Detaylarını herkes artık ezbere bildiği için uzun uzun anlatmama gerek yok.

*

Dava sonucunda 13 seçim kaybetmiş, kaybettiği hiçbir seçime itiraz etmemiş ancak genel başkanlık seçimini kaybedince itiraz etmeyi aklına getirmiş olan Kemal Kılıçdaroğlu kayyum olarak CHP’nin başına geldi.

*

Davada ki gerekçelere göz atalım.

1 - Bazı delegelerin oy tercihinin baskı ve yönlendirmeyle değiştirildiği, iradenin özgür oluşmadığı kanaatine varıldı.

2 - Delegelere para verildiği, belediyelerde iş, adaylık ve görev sözü gibi menfaatlerin süreci etkilediği değerlendirildi.

3 - Bazı delegelerden oy pusulalarının fotoğrafını göndermelerinin istendiği, seçim iradesinin zedelendiği belirtildi.

Şaka gibi değil mi?

*

Her seçimde adayların millete iş sözü verdiği, ev-araba sözü verdiği, bazı partilerin seçmenden kullandıkları oyun fotoğrafını istemesi size yabancı geldi mi?

Eminim gelmemiştir.

Seçim öncesi birçok vaat verildiği ve seçmenin iradesinin değiştirilmeye çalışıldığını göz önüne alırsak Türkiye’de tüm seçimlerin Mutlak Butlan sayılması gerekir.

*

Şaka gibi başlayan süreç, artık kimsenin gülemediği bir yere evrildi.

*

Her seçim öncesi algı operasyonu yapan ve strateji geliştiren iktidar, geçen seçim CHP’yi DEM ile yan yana olmakla suçlamış, sahte videolar yayınlamış ve CHP’yi terör örgütüne destek veriyormuş algısını pompalamıştı.

Seçimden sonra kimin kimle Dem’lendiğini hep birlikte gördük.

*

İktidarın şimdiki stratejisi “CHP hırsız” algısı üzerine şekillendi.

Önce seçilmiş belediye başkanları hedef alındı.

Yandaş medya günlerce aynı manşetleri attı.

“CHP’li belediyeler hırsız”, “şaibeli kongre”, “karışık parti” algısı sistematik biçimde işlendi.

*

Sonra operasyonlar geldi.

Tutuklamalar geldi.

Siyasi itibarsızlaştırma geldi.

*

Yetmedi, K.K. (Kayyum Kemal) aracılığıyla Cumhuriyetin kurucu partisinin kapısına dayandılar.

Gaz bombalarıyla, plastik mermilerle, mahkeme kararlarıyla siyaseti dizayn etmeye kalktılar ve buna “hukuk” dediler.

Oysa yaşanan şey hukuk değil, doğrudan siyasi mühendisliktir.

Siyasi mühendisliği de “Devlet aklı” olarak pompalamaya başladılar.

*

Bugün “mutlak butlan” adı altında verilen kararın yarın hangi seçime, hangi belediyeye, hangi siyasi yapıya uygulanmayacağını kim garanti edebilir?

***

Süreç başladığından bu yana takip ediyorum, gözlemliyorum.

Siyaseti vatana, millete sadakatle değil, lidere sadakatle yapanlar da hemen sahneye çıktı.

Siyasi varlıklarını Kayyum Kemal’e borçlu olanlar, “Belki bir koltuk kaparım” hevesinde olanlar, “Koltuğumu sağlamlaştırayım” diye düşünenler Kayyum Kemal ile birlikte iktidarın aparatı oluverdiler.

*

Kimsenin beklemediği şey ise Özgür Özel ve yol arkadaşlarının sadece CHP’nin değil, Cumhuriyet’in de tehlikede olduğunun farkında olmasıydı.

Bu tehlikenin farkına varanlardan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ da dik durmasını bildi.

*

Bazı partilerin genel başkanları nerede duracaklarını bilemese de meydanları dolduran, Özgür Özel’in ardından yürüyen milleti görme fırsatı yakaladılar.

İzmir’de, Manisa’da, Güvenpark’ta ve Anıtkabir’de bu meselenin CHP içi bir tartışma olmadığının aksine Türkiye’de halk iradesinin adım adım etkisiz hale getirilmesi meselesi olduğunun farkında olan on binlerce insan bir duruş sergiledi.

*

Tüm bu yaşanan süreçte;

Vatandaş, elinde kalan tek garanti edilmiş hakkın vergi ödemek olduğunun farkına vardı.

Kayyum Kemal’in milletin gönlünde hiçbir değeri olmadığı ortaya çıktı.

Siyaseti halk için değil, milletin ödediği vergilerle ömür boyu konforlu yaşamak için yapanların kimler olduğu netleşti.

Kimin mücadele ettiği, kimin koltuk hesabı yaptığı millet tarafından ayırt edilebilmeye başlandı.

Cumhuriyet’in kolay kurulmadığı ve sonsuza dek korunması gerektiği bir kez daha hafızalara kazındı.

Özgür Özel’i susturmaya çalıştıkça, milletin gönlünde büyüdüğü tescillendi.

Milletin uyanmasına sebep oldukları için Kemal Kılıçdaroğlu ve iktidara ne kadar teşekkür etsek azdır.

*

Tek gerçek sadakat şahıslara değil; Vatana, Millete ve Cumhuriyet’e olmalıdır.

 

 

 

GÜNÜN SÖZÜ:

“..asıl zafer, aynaya baktığında utanmayanlarındır..”

 

GÜNÜN TESPİTİ:

“..insanların ‘utanç’ duyması gereken şeylerle ‘gurur’ duyduğu bir zamanda yaşıyoruz..”

 

BEN:

“..ekmeksiz yemek yiyemiyorum.. zombi olsam öldürdüğüm insanları bile ‘ekmek’ banarak yerdim..”

 

KADINLAR&ERKEKLER:

“..bir kaç erkek ilgi gösterdi diye kendini ‘güzel’ zanneden kadınlar var.. ama bu ülkede ‘eşşeğe’ ilgi gösteren erkekler de var..”

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?