Zengin ve yakışıklı bir aristokrat olarak erkenden uyanıp, röpteşambırımı üzerime geçirdim ve taze sıkılmış portakal suyumu yudumlarken yağan yağmuru izledim.
Aydın’ın yetersiz altyapısıyla, yağmurda neler yaşanacağını tahmin etmeye çalışarak derin düşüncelere daldım.
*
Geçtiğimiz haftanın son günleri biraz hareketli geçti.
Aydın Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 12 Şubat tarihindeki oturumu yine borçlanma talebi ile gündemde yer buldu.
Çoğunluğu Koçarlı’dan olmak üzere 30 kadar muhtarın, siyah çelenk yaptırıp üzerine de “Aydın Muhtarları” diye yazıp, CHP İl Başkanlığı önüne bırakmaları çokça konuşuldu.
Aydın’da 700 kadar muhtar var.
30 muhtar hangi muhtarları temsil etti, tartışılır.
*
Bazı konular bana çok aptalca geliyor.
Türk Çiftçisi yıllardır ezilirken sesini çıkarmayan çoğu kırsal mahallelerin muhtarı olan bu 30 muhtar Ak Parti’yi hiç protesto etmemiş mesela.
CHP’yi protesto eden 30 muhtar, 12 yıldır Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin neden yatırım yapmadığını sorgulamak yerine, CHP’li Meclis Üyeleri’nin ‘Borçlanmaya hayır’ demesini protesto etmiş.
*
“Biz hizmete karşı değiliz ama Aydın halkının geleceğini borçla ipotek altına almaya karşıyız” denilmesini protesto etmiş.
CHP grubu daha birkaç ay önce, kavşak ve kamulaştırma yatırımları için, köy yolları ve asfalt çalışmaları için, çocuk parkları ve sosyal donatı projeleri için toplam 2 milyar lira krediye onay verdi.
Bu 30 muhtarın samimi olmadığını, basit bir çıkar ilişkisi içinde olduklarını anlamak zor değil.
***
Geçtiğimiz hafta MHP Aydın İl Başkanlığı’na atanan ve yeni yönetimiyle birlikte basının karşısına çıkan Osmangazi Cihangiroğlu’nun kahvaltılı toplantısına katıldım.
Ankara’dan Aydın’a Ülkü Ocakları İl Başkanı olarak atanan Okan Bozkurt ve yönetiminin Cumartesi günü düzenlenen basın toplantısına da katıldım.
*
Osmangazi Cihangiroğlu’nun 2018 yılında MHP’ye üye olduğunu bilmeyen yok.
Kendisini eleştiren gazetecilerden biriyim.
Geçmişte Ak Parti’de siyaset yaptığını yazdım.
Kendisi değil ama çevresinden bazı kişiler bunun doğru olmadığını savundu.
Oysa ben ne yazdığımı bilmeyecek kadar aptal değilim.
*
Parti içinde başka hesapları olanların da tuzağına düşmem.
Geçtiğimiz hafta Osmangazi Cihangiroğlu’na ait olduğu iddia edilen sosyal medya paylaşımları başka gazetecilere gönderildiği gibi bana da gönderildi.
Yurt dışına ait bir telefondan gelmiş olması zaten şüpheliydi.
Her iddiaya balıklama atlamayacak kadar tecrübe sahibi bir gazeteci olarak bu görsellerin düzmece olduğunu anlamakta zorlanmadım ve ciddiye almadım.
*
Ülkü Ocakları Aydın İl Başkanı Okan Bozkurt’un toplantısına özellikle katıldım.
Çünkü hayatı boyunca inandığı dava uğruna mücadele etmiş, bedel ödemiş, sadece Aydın’ın değil Türk siyasetinin marka isimlerinden biri olan Ali Uzunırmak hakkında yaptığı açıklamalar canımı sıkmıştı.
*
Ali Uzunırmak, sosyal medyasından bir paylaşım yapmış, bebek katili, terörist başının “Siyasete ülkü ocaklarında başladım” sözünün doğru olmadığını ve bu ifadenin tutanaklardan çıkarılması gerektiğini söylemişti.
İşte bu paylaşıma tepki göstermiş ocak başkanı.
*
Okan Bozkurt, ülkü ocakları olarak yaptıkları faaliyetleri anlattı.
Bende kendisine Ali Uzunırmak hakkındaki çıkışını sordum.
“Yıllar önceki muhabbetleri ya da Ülkü Ocakları’nı kullanarak gündeme gelmeye çalışmak ne cesarettir ne de masumiyettir. Ülkücünün yeri Ülkü Ocakları’dır. Milliyetçi ülkücü hareketin lideri Devlet Bahçeli’nin emrinde ve yanı başında durmaktır” dedi.
*
“Yıllar önceki muhabbetler” dediği, bu teşkilatın varlığıyla onur duyması gereken Ali Uzunırmak’tan toz bile kaldırmaz.
*
Siyasetin hafızası sanıldığı kadar zayıf değildir.
Günün gürültüsü, dünün emeğini, bedelini ve mücadelesini bastırmaya yetmez.
Siyasette bazı isimler vardır ki, konjonktürle değil, karakterle yazılır.
İşte Ali Uzunırmak o isimlerden biridir.
*
Ali Uzunırmak’ın son açıklamasına baktığımızda, ortada kişisel bir hesap değil, tarihi kaydın düzeltilmesine yönelik bir itiraz görüyoruz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanaklarında yer alan bu ifadenin, yarın başka çevreler tarafından “resmi belge” diye kullanılmasının önüne geçmek isteyen bir siyasi refleks.
Hepsi bu.
Fakat mesele, olması gerektiği gibi konuşulmadı.
Bu tartışma, Okan Bozkurt ve Osmangazi Cihangiroğlu tarafından içeriğinden koparıldı.
Niyet yerine, kişi hedef alındı.
*
Ali Uzunırmak’ın siyasi geçmişi, bugün kendisini eleştiren Okan Bozkurt ve Osmangazi Cihangiroğlu’nun yaşından daha uzundur.
12 Eylül’ün karanlık günlerinde idamla yargılanmış, hayatının en ağır bedellerini ödemiş bir isimden söz ediyoruz.
“Ülkücülük” onun için bir sıfat değil, bir hayat çizgisidir.
Bugün bu arkadaşların kolayca kurduğu cümleler, o yıllarda can pahasına savunuluyordu.
*
Ali Uzunırmak’ın yaptığı ne bir polemik ne de bir hizip arayışıdır.
Tam tersine, terörün ve onun oluşturmak istediği sahte tarih anlatısının reddidir.
Bir terör örgütü liderinin geçmişine dair tartışmalı bir ifadenin resmi kayıtlarda yer almasına itiraz etmek sorumluluk almaktır.
*
Bugün ‘milliyetçilik’ adına yüksek sesle konuşanların, bazı kritik başlıklarda gösterdiği sessizlik de hafızalardadır.
Ege Denizi’nde Türkiye’ye ait olduğu tartışmasız birçok ada ve kayalığın fiilen Yunanistan tarafından kontrol altına alındığı iddiaları yıllardır kamuoyunda konuşuluyor.
Ali Uzunırmak’ı hedef haline getiren bu arkadaşların hiç bu konuda konuştuğunu durdunuz mu?
*
Aynı şekilde, bu ülkenin dağı, taşı, ovası maden ruhsatlarıyla yabancı ve yerli büyük şirketlere açılırken yükselmesi beklenen milliyetçi refleks çoğu zaman duyulmadı.
“Irmağının akışına ölürüm Türkiyem” demekle milliyetçi olunmuyor sevgili kardeşlerim.
*
Milliyetçilik, sadece sloganla, parti disipliniyle ya da lider bağlılığıyla ölçülen bir kavram değildir. Toprağa, egemenliğe, milletin hakkına sahip çıkma iradesidir.
Milliyetçilik bir partinin, bir grubun ya da bir yapının tapulu malı da değildir.
Bu topraklarda milliyetçilik, Çanakkale’de, Sakarya’da, Kıbrıs’ta, sınır karakollarında ve darağaçlarında yazılmıştır.
Hiç kimse milliyetçiliği tekeline alamaz.
Hiç kimse ‘Sadece ben temsil ediyorum’ diyemez.
*
Bugün Aydın’da bir üniversite varsa, Ali Uzunırmak’ın bunda emeği vardır.
Bugün MHP İl Binası, Ülkü Ocakları İl Binası yani oturduğunuz koltuklar bile ‘eski’ diye küçümsediğiniz Ali Uzunırmak tarafından satın alınmış ve partiye bağışlanmıştır.
*
Ali Uzunırmak’ın durduğu yer, bir makamın, bir ünvanın ya da güncel siyasetin belirlediği bir yer değildir.
O yer, ömür boyu ödenmiş bir bedelin ve değişmemiş bir çizginin yeridir.
*
Ali Uzunırmak’ın durduğu yer dün neresiyse bugün de orasıdır.
Dönmediğini, sapmadığını söylemesi bir slogan değil, yaşanmış bir hayatın özetidir.
Bazen bir insanı anlamak için bugünün tartışmasına değil, dünün mücadelesine bakmak gerekir.
Çünkü bazı insanlar günü kurtarmak için değil, tarihe not düşmek için konuşur.
Ali Uzunırmak, tarihe not düşmüştür.
*
Sözüm tüm siyasi partiler için geçerlidir.
Oturduğunuz makamlara saygım var ancak sadece liderin ağzına bakarak yapılan siyasete de itirazım var.
GÜNÜN SÖZÜ:
“..bir yere sığamıyorsan zorlama.. saksının dar geldiği çiçek açmaz.. kalbin dar geldiği insan gülmez.. gönlünde yerin olmayanın kapısında yük olma..”
GÜNÜN TESPİTİ:
“..kaşığı önce sana uzatan insanla dost ol.. karnını doyurduktan sonra kaşığı uzatan insandan sana hayır gelmez..”
BEN:
“..ben değişmedim.. duyduklarım ve gördüklerimin arasındaki dengesizliği fark ettim.. bana ne olduğunu sorgulayan, önce ne yaptığını hatırlasın..”
KADINLAR&ERKEKLER:
“..kadınlar ‘kararsızdır’.. aynı erkeği hem ‘sevmek’, hem de ‘öldürmek’ isterler..”