?>

Yeni Parti ‘Ölü’ Doğmasın

Cem Ulucan

4 saat önce

Yeni Parti ‘Ölü’ Doğmasın

Zengin ve yakışıklı bir aristokrat olarak havuzun içinde taze sıkılmış portakal suyumu yudumlamak yerine, fakir halk ne düşünüyor, fakir halkın gündeminde ne var diye Aydın’ın 45 derece sıcağında sokak sokak geziyorum.

Kahvehanelere oturuyorum, yakın masalarda konuşulanları dinliyorum.

Gündem uzun zamandır değişmiyor.

Ekonomi herkesin gündeminde var.

Saçma sapan rakamlara ulaşan ev kiraları gündemde.

15 liraya çay satmaya devam eden kahvehaneler daha dolu.

Sinek ilaçlaması gündemden düşmüş.

Gündemin ilk sırasını ise Özgür Özel’in kuracağını açıkladığı yeni parti kapmış.

İsminden tutun, izleyeceği veya izlemesi gereken yol konuşuluyor.

Sokak ‘değişime’ adapte olmuş.

*

Oturduğum kahvehanelerden birinde konuşmalarından daha önce Ak Parti ilçe yönetiminde bulunduğunu anladığım bir kişinin “Biz artık aklanma partisi olduk” yorumu kahvedeki herkesin gülmesine neden oldu.

Herkes her şeyin farkında.

*

Bi bakalım neler yaşanmış da bunlar konuşuluyor.

Ama öncelikle belirtmeliyim ki, kahvehanelerde kimse artık CHP’de yaşanaların hukuki boyutunu tartışmıyor.

İnsanlar yaşananı doğrudan siyasetin yeniden dizaynı olarak okuyor.

*

Türkiye’nin savaş meydanlarında kurulmuş partisi CHP, yürekli birkaç adamın iktidarın karşısına dikilmesiyle, iktidarın yargı sopası kullanılarak etkisiz hale getirildi.

Sonrasında da “Küçük olsun, benim olsun” diyen bir grup tarafından jopla gazla ele geçirildi.

*

Konunun sadece CHP olmadığının farkında olan İYİ Parti başta olmak üzere aklıselim düşünebilen parti liderleri de tepkilerini en baştan gösterdi.

Cumhuriyet’i kuran partinin işgal edilmesi kimsenin güvende olmadığının da aslında göstergesi oldu.

*

Parti de her şeyi yapmaya yetkili olduklarını ancak sadece kurultay yapmaya yetkilerinin olmadığını iddia eden Kayyum Kemal ve avanelerinin en büyük kabusu da millet oldu.

Yaşanan olayların artık hukuksal boyutu yerine tamamen muhalefeti etkisiz kılmak olduğunun farkında olan Türk Milleti’nin gönlünden düştüler.

*

Biraz başa saralım.

*

Her kriz başka bir fırsatı da doğurur.

Sadece bir Genel Başkan olan Özgür Özel, kriz anında verdiği mücadele ile Türkiye’nin umudu oldu.

*

İstanbul’un seçilmiş Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’na yönelik başlatılan hukuksuz süreçte gösterdiği azim ve kararlılıkla mücadele eden Özgür Özel, liderlik dersi verdi.

*

Ekrem İmamoğlu’na yönelik başlatılan süreç artarak devam etti.

Özgür Özel ve arkadaşları da aynı kararlılıkla yollarına devam ettiler, teslim olmadılar.

Kolay değildi kelle koltukta siyaset yapmak, mücadele etmek.

*

Baskı bitmedi elbette.

Sokağı okuma beceresini kaybetmiş iktidar, elindeki güce güvenerek kontrol edemeyeceği bir süreci başlattı.

Neredeyse her sabah belediyelere yapılan operasyonlarla uyandı CHP’liler.

Hukuk bir acayip işliyordu.

Bir iddia ortaya atılıyor, başkan ve çalışanlar gözaltına alınıyor, daha gözaltı süreci devam ederken, ortada bir iddianame bile yokken apar topar görevden alınıyor ve tutuklanıyordu.

İktidara yakın tüm belediye başkanları sütten çıkmış ak kaşık, muhalefet belediye başkanları ise suçluydu.

*

Suçu olmadığını bilen belediye başkanları cezaevine girmekten korkmuyor, suçlu olduğunu kendisi de bilen bazı belediye başkanları ise cezaevine girmemek için Ak Parti’ye katılıyordu.

Seçimle kazanılamayan belediyeler, şaibeli transferler ile devşiriliyor ve adeta kendileri seçim kazanmış gibi pozlar veriliyordu.

Türk Milleti, Ak Parti’ye “Aklanma Partisi” adını vermiş, yapılan operasyonlar eksi yazmaya başlamıştı.

Dedim ya, sokağı okuma becerisini kaybetmiş iktidar mensupları bunu anlamaktan epey uzaktılar.

*

Türk Milleti’nin bir hafızası vardı.

Ankara’yı parsel parsel sattığı bizzat kendi partilisi tarafından açıklanan Melih Gökçek hakkında soruşturma bile açılmadığını hatırlayan Türk Milleti, Özgür Özel’in etrafında kenetlenmeye devam ediyordu.

*

Nihayetinde CHP’ye Mutlak Butlan kararı verildi ve 13 seçimi kaybeden Kemal Kılıçdaroğlu, son bir kez daha kendisine verilen rolü oynamak için partinin başına getirildi.

Millet, bu kararı da özümsemedi.

Sokak yine Özgür Özel’i destekledi.

*

Kurultay yapmaktan kaçan Kılıçdaroğlu ve ekibi de başladılar kıyım yapmaya.

Seçilmiş il başkanlarını ve ilçe başkanlarını görevden aldılar.

Yerlerine de birilerini koymaları gerekiyordu.

Victor Hugo’nun tespiti gibi, "Ruhlarını ucuza satanlar” hemen ortaya çıktı.

“Atanmak” normal süreçlerde kabul edilebilir ancak demokrasinin rafa kaldırıldığı, Cumhuriyet kazanımlarının tehlikede olduğu bu süreçte “Atanmak” için çırpınanların yaptıkları kolay unutulmaz.

*

Yaşanan her şeyi sizlerde takip ettiğiniz için uzatmayayım.

*

Beklenen oldu, Özgür Özel yeni parti kuracağını açıkladı.

*

Yeni parti kurulur elbette ama değişen sadece tabela olmamalıdır.

Yol ve yolcular karakterli olmalıdırlar.

Koltuk uğruna dün söylediklerini bugün inkar edenlerle,

rüzgarın yönüne göre saf değiştirenlerle yol yürünmez.

*

Eski alışkanlıklar, eski ekipler, eski hesaplar yeni bir logonun altına taşınacaksa bunun adına değişim denmez.

Örgütün sesini dinlemeyen, eleştiriyi ihanet sayan, sadakati liyakatin önüne koyan anlayış devam edecekse kurulacak yapının eski binadan tek farkı tabelası olur.

*

Tarih, konfor alanında bekleyenleri değil, bedel ödemeyi göze alıp yeni yollar açanları yazar.

Özgür Özel ve arkadaşlarının başlattığı hareket demokrasiye, halkın iradesine ve değişime inananlar için yeni bir başlangıcın ilk adımlarıdır.

Koltukların değil ilkelerin,

sessizliğin değil cesaretin,

teslimiyetin değil değişimin tercihidir.

Bu kişisel değil toplumsal,

geçici değil tarihsel bir yürüyüş haline gelmelidir.

*

Yine Victor Hugo’nun sözleriyle bitireyim, "Korkunç olan şey, kalabalıkların arkasından gitmek değil, nereye gittiğini bilmeyen bir kalabalığın parçası olmaktır"

Sevgili Özgür Özel;

Genel başkandınız ‘lider’ oldunuz.

Öyle kadrolarla değişim yapın ki, milletin umudu olan partiniz ‘ölü’ doğmasın.

 

 

 

GÜNÜN SÖZÜ:

“..karşı kıyı için savaşmayan, kendi kıyısından da olur..”

 

GÜNÜN TESPİTİ:

“..size nasıl davranılıyorsa öyle davranın.. nezaket, herkese kapınızı açık tutmak değildir.. nezaket, sadece hak edenlerin girmesine izin vermektir..”

 

BEN:

“..zayıf noktamı bilen kim varsa, istisnasız oradan vurmaya çalışıyor... onlara inat kilo alıyorum ki ‘zayıf’ noktam kalmasın..”

 

KADINLAR&ERKEKLER:

“..kadınlar ‘anlamak’ için değil, ‘cevap vermek’ için dinler..”

YAZARIN DİĞER YAZILARI